Türkiye’de Çocuklarýn Durumu

Ön Rapor
 
 
 
 
 
 
 
 

Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu

UNICEF
 
 

Nisan 2000

ANKARA
 
 
 
 
 
 
 
 

Türkiye’de Çocuklarýn Durumu

Ön Rapor





Tarihçe

Çocuk Haklarýna Dair Sözleþme (ÇHS), Türkiye tarafýndan 1994 yýlýnda onaylanmýþtýr. Çocuk haklarýnýn uygulanmasýna iliþkin koordinasyon görevi Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’na (SHÇEK) ÇHS’nin Türkiye’de hayata geçirilmesine iliþkin çabalarýn gözetimi için sektörlerarasý çocuk haklarý konseyi kurulmuþtur.

Çocuðun Tanýmý

ÇHS 18 yaþýn altýndaki her bireyi çocuk kabul etmektedir. Türk yasalarýnda çocukluðun ne zaman sona erdiðine iliþkin, duruma göre deðiþen, çeþitli tanýmlar söz konusudur. Yetiþkin kabul edilme yaþý evlenme, çalýþma, pasaport alma, seçmen olma ya da suç iþleme sonucu mahkemeye çýkarýlma durumlarýnda farklý farklý belirlenmiþtir.
 
 

Genel Ýlkeler

Ayrým gözetmeme

T.C. Anayasasý ve diðer mevzuat her ne kadar ayrým gözetmeme ilkesini savunmaktaysa da, varolan farklýlýklar, bazý çocuklarý (özellikle kýrsal alanlarda ve ülkenin doðusunda yaþayan çocuklarý) haklarýndan yoksun býrakmaktadýr.

Çocuðun Görüþüne Saygý

Kendisini etkileyecek kararlarda çocuðun görüþlerinin dikkate alýnmasý gereði, çocuðu etkileyecek sýnýrlý bazý durumlar için açýkca dile getirilmiþtir. Türk Medeni Kanunu, görüþ oluþturabilecek durumdaki bireyin kendi iradesi dýþýnda evlat edinilemeyeceðini hükme baðlar. Çocuk Mahkemeleri Kanunu çocuklarýn dinlenmesine iliþkin hükümler içermektedir, ancak bu konuda karar yargýca býrakýlmýþtýr ve nadiren uygulanmaktadýr.
 
 

Medeni Haklar ve Özgürlükler

Ýsim, Vatandaþlýk ve Kimliðin Korunmasý

Doðumun birinci ayý içinde yerine getirilmesi gereken bir zorunluluk olan doðum kayýtlarý, nüfus cüzdaný çýkartýlmasý iþlemleriyle birlikte gerçekleþmektedir.

Doðumlar gerçekleþtiði anda kaydedilmediðinden, azýmsanmayacak sayýda doðum kayýtlara geçmemektedir. Devlet Ýstatistik Enstitüsü ve UNICEF tarafýndan gerçekleþtirilen 1995 Çok Göstergeli Küme Araþtýrmasý (ÇGKA), 0-4 yaþ grubundaki çocuklarýn % 26’sýnýn kayýtsýz olduðunu göstermiþtir. Bölgeler arasýnda önemli farklýlýklar vardýr.

Düþünce, Ýnanç ve Ýfade Özgürlüðü

Anayasa’nýn 25 ve 26. Maddeleri, düþünce, inanç ve ifade özgürlüðünü güvence altýna almaktadýr.

Türk Yasal mevzuatý çocuklarýn fiziksel, zihinsel, psikolojik ve ahlaki geliþimine zarar verebilecek bilgiye karþý kesin bir tavýr almýþtýr. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu çocuklara zarar verebilecek programlarýn yayýnýný denetlemektedir.
 
 

Aile Ortamý ve Alternatif Bakým

Anne-Babanýn Rehberliði ve Sorumluluðu

Çocuðun geliþimi ve deðerlerine iliþkin baþlýca sorumluluk aileye aittir. Türk yasal mevzuatý geleneksel aile biriminin temellerini saðlamlaþtýrmayý amaçlar. Örneðin, çocuklarýn yetiþtirilmesinde hem anne hem de baba eþit ölçüde sorumlu tutulur ve ayrýlmalarý halinde bile masraflarý paylaþmalarý öngörülürken, anlaþmazlýk halinde babanýn görüþü öncelik kazanmaktadýr. Anne, babanýn çocuða bakamadýklarý durumlarda velayetin alýnmasý gündeme gelebilir. Hem anne hem de baba ölmüþse, hakim, bir uzmana, örneðin sosyal hizmet uzmanýna, danýþarak bir vasi tayin eder.

Türkiye’de kocalar ve erkek kardeþler çocuk bakýmý konusunda çok sýnýrlý bir rol üstlenirler. Çalýþma yasalarý, 150’nin üzerinde kadýn iþçi çalýþtýran iþverenlerin kreþ ve gündüz bakýmevi kurmasýný öngörerek çalýþan anneleri desteklemeyi amaçlýyorsa da, bu yasalar genellikle uygulanmamaktadýr: çalýþan her üç anneden biri hem çalýþýp hem de çocuklarýna bakmak zorundadýr. Annesi çalýþan her on çocuktan en az birine ablasý bakmaktadýr. Annenin sýnýrlý bir eðitime sahip olduðu, tarým sektöründe ya da mevsimlik iþçi olarak çalýþtýðý durumlarda veya kýrsal alanda, kýz çocuklarý çocuk bakýmýnda önemli roller üstlenmektedir.

Anne-Babadan Ayrý Düþme ve Ailelerin Yeniden Birleþmesi

Türk Medeni Kanunu, sorumluluklarýný yerine getirememeleri ya da çocuðu ihmal etmeleri halinde çocuklarýn anne-babadan ayrýlmasýný öngörür. Anne-babanýn velayeti konusunda çocuðun görüþü alýnmalýdýr. Çocuðun baþka bir aile tarafýndan evlat edinilmesi, evlatlýktan red, akrabalýk baðýnýn kalmamasý, boþanma veya evliliðin son bulmasý halinde de velayet kalkabilir.

Anne-baba ve çocuk, bu durum çocuðun yüksek çýkarlarýna aykýrý düþmedikçe, birbirleriyle kiþisel iliþkilerini sürdürme hakkýna sahiptirler. Bu koþullar altýnda çocuk, SHÇEK yönetimindeki bir kuruma yerleþtirilir. Ancak, bu tür kurumlarýn ve takip iþlerini yürütecek personelin sayýsý yeterli deðildir.

Yaþam Standardý

Yaþam standartlarýný saðlama sorumluluðu esas olarak anne-babaya aittir, ancak yiyecek, giyecek ve barýnma ihtiyaçlarýnýn karþýlanmasýnda devletten yardým almalarý gerekir. Devletin korunmasý altýna alýnan çocuklar SHÇEK yönetimindeki kurumlara yerleþtirilirler. Bu alanda kurum tipi yerleþtirmeden uzaklaþarak ve ev tipi yerleþtirmeye aðýrlýk verilmesi yönünde olumlu bir eðilim söz konusudur.

Türkiye’de koruyucu aile sistemi vardýr ve durumu kavrayabilecek durumdaysalar çocuklarýn rýzasý alýnmaktadýr. 1998 Türkiye Nüfus ve Saðlýk Araþtýrmasý’na (TNSA) göre, sivil nüfus içinde koruyucu ailelerle yaþayan çocuklarýn oraný kabaca % 1’dir.

Türk Medeni Kanunu’nun 152. Maddesinde “aile reisi kocadýr” ifadesi yer alýr, ancak 1988-1998 yýllarý arasýnda kadýnýn aile reisi olduðu hane-halklarýnýn oraný % 9’dan % 14’e çýkarak % 60’lýk bir artýþ göstermiþtir. Bu durumun baþlýca nedenleri, erkeklerin ülke dýþýna yoðun olarak göç etmesi, kentleþme ve buna baðlý olarak geniþ ailelerin daðýlmasý ile erkek ve kadýn ölüm hýzlarýndaki farkýn açýlmakta oluþudur. Aile reisinin kadýnýn olduðu ailelerde çocuklarýn okula gitme ihtimali düþük çalýþma ihtimali yüksek olmaktadýr.

Evlat Edinme

Türkiye’de evlat edinenlere iliþkin belirli koþullar altýnda evlat edinmeye izin verilmektedir: evlat edinecek kiþiler evli, çocuksuz ve en az 35 yaþýnda olmalýdýr.

Yerleþtirme Ýþleminin Düzenli Olarak Ýzlenmesi

Ailelerin dýþýnda bakýlmakta olan çocuklarýn yerleþtirildikleri koþullarýn düzenli olarak gözden geçirilmesi, yaþam, saðlýk durumuna ve ihtiyaç duyulan korumanýn tipine göre deðiþmektedir. Örneðin, koruyucu ailenin ve çocuðun sorunlarýnýn düzenli olarak deðerlendirilebilmesi için sosyal hizmet uzmanlarýnýn bakýcý aileleri düzenli olarak ziyaret etmesi gerekmektedir.

Suistimal ve Ýhmalden Koruma ve Ýyileþtirme

Yargýçlar fiziksel, zihinsel ve cinsel suistimal, þiddet, sömürü ve benzeri diðer tüm davranýþlar nedeniyle, çocuðun yetiþmesine iliþkin maliyetleri karþýlamayý sürdürecek olan anne-babanýn çocuk üzerindeki velayetine son verebilir. Velayetin askýya alýnmasýna yol açan koþullarýn deðiþmesi halinde velayet geri verilebilir. Türk Ceza Kanunu, cinsel suistimale uðrayan çocuklara yaþlarýnýn 15 ya da 18 olmasýna göre farklý davranmaktadýr. Çocuklarýn üzerinde etkisi olan suçlulara verilen cezalar yarýsý kadar aðýrlaþtýrýlmaktadýr.

Saðlýk ve Beslenme

Devlet bütçesindeki saðlýk harcamalarýnýn 1980 yýlýnda yüzde 2.1 olan oraný, 1992-1995 yýllarýnda yüzde 3’e yükselmiþtir. Harcamalardaki bu artýþa karþýn saðlýk personelinin illere daðýlýmýnda dengesizlikler söz konusudur. Ayrýca kentsel alanlarda, il merkezlerinde ve kentlerin gecekondu olmayan bölgelerinde yaþayanlara düþen saðlýk personeli sayýsý daha yüksektir.

Özürlülük ve Özürlü Çocuklar

Özürlü çocuklarýn sayýsý bilinmemektedir. Bu sayýnýn 1.1 ila 3 milyon arasýnda olduðu tahmin edilmektedir. Özürlü çocuklarýn þu andaki okullaþma oraný kabaca yüzde 2 olarak tahmin edilmektedir. Hükümet, yakýn dönemde, Türkiye’de özürlülerle ilgili kurumlarýn eþgüdümünü saðlamak amacýyla, Baþbakanlýk bünyesinde Özürlüler Ýdaresi oluþturmuþtur. Sosyal yardým kurumlarýnýn özürlülere saðladýðý mali destek, istihdam ve eðitim desteði sýnýrlýdýr.

Anne Saðlýðý

Genel olarak, anne saðlýðý ile ilgili bilgiler çok sýnýrlýdýr. Eldeki veriler anne ölüm hýzýnýn (AÖH) son 25 yýl içinde yaklaþýk % 75 oranýnda azaldýðýný göstermektedir. AÖH 1970’lerde her 100,000 canlý doðumda yaklaþýk 200 iken, 1990’lý yýllarýn ortalarýnda her 100,000 canlý doðumda 50 olmuþtur.

TNSA 1998 Türk annelerinin 2/3’ünün yenidoðan bakým hizmetlerinden yararlandýðýný göstermektedir. Ancak doðum öncesi bakýmda, ülkenin batýsýnda ve kentsel alanlarda yaþayan ve eðitim düzeyi daha yüksek kadýnlarýn bakým hizmetlerinden daha fazla yararlanmasý biçiminde önemli farklýlýklar bulunmaktadýr.

Çocuk Saðlýðý

Son 10 yýlda bebek ölüm hýzý (BÖH) % 20 oranýnda azalmýþtýr. 1950’lerde binde 200 olan BÖH, TNSA 1998 öncesindeki beþ yýllýk dönemde bin canlý doðumda 43’e inmiþtir, ancak bölgeler arasýndaki farklýlýklar sürmektedir. TNSA 1998, yenidoðan ölüm hýzýnýn erkeklerde daha yüksek olmakla birlikte, yenidoðan döneminden sonra ve çocuk ölüm hýzlarý söz konusu olduðunda bu örüntünün kýz çocuklarý aleyhine deðiþtiðini göstermektedir. BÖH, kýrsal alanlarda ve okula hiç gitmemiþ ya da sadece ilkokula gitmiþ annelerin çocuklarý arasýnda daha yüksektir ama annenin yararlandýðý doðum öncesi bakým ve doðum hizmetlerinin düzeyi arttýkça azalmaktadýr.


Çocuklarýn yaþamlarýnýn ilk yýlý içinde tam aþýlý olmasý tavsiye edildiði halde, TNSA 1998 12-23 aylýk Türk çocuklarýnýn sadece yüzde 46’sýnýn aþý takvimini 1 yaþýndan önce tamamlamýþ olduðunu göstermektedir. Ancak çocuklarýn sadece % 4’ü hiç aþý almamýþtýr. DBT ve Polio aþýlarýný yarým býrakma oranýnýn azaltýlabilmesi halinde baðýþýklama kapsamý geniþleyecektir. Bu aþýlarýn ilk dozlarýný alan çocuklarýn yaklaþýk dörtte biri 3 dozluk kürü tamamlamamaktadýr.

Türk yasalarý emzirme giriþimini desteklemektedir ve þu anda çocuklarýn % 95’i bir süre anne sütüyle beslenmektedir. Ortanca deðeri 12 ay olarak saptanan bu süre ülkenin doðusunda ve eðitim düzeyi düþük olan anneler arasýnda daha yüksektir. Ancak bir ay gibi çok kýsa bir sürede ek gýdalara baðlanmaktadýr.

Türkiye’de çocuk hastalýk ve ölüm hýzlarýnýn önemli bir nedeni aðýr ishalin neden olduðu su kaybýdýr. TNSA 1998, 5 yaþýndan küçük 10 çocuktan 3’ünün araþtýrma öncesindeki iki hafta içinde ishal olduðunu göstermiþtir. Hemen hemen tüm çocuklar tedavi görmüþtür ama sadece % 15’i aðýzdan tuz eriyiði (ATE) veya önerilen ev sývýlarý (ÖES) almýþtýr.

Türkiye’de özellikle kýþ aylarýnda 5 yaþýndan küçük bebekler ve çocuklar arasýndaki en yaygýn hastalýk, Akut Solunum Yollarý Enfeksiyonlarýdýr (ASYE). Akut Solunum Yollarý Enfeksiyonlarý Programý 1986’da baþlatýlmýþtýr ve 1998 yýlý ortasýna kadar nüfusun yarýsýný kapsar duruma gelmiþtir.

Çocuklarda malnütrisyon çocuðun yaþýyla artmaktadýr. Çocuklarýn sadece % 2’si kavruk ve 5 yaþ altý çocuklarýn % 10’u düþük kiloludur. Genelde çocuk malnütrisyonunda baþlýca sorun kavrukluktur ama her türlü malnütrisyon ölçümü açýsýndan anahtar konu bölgesel farklýlýklardýr. Bodurluk, annesi eðitimsiz çocuklar, doðum sýralamasýnýn üst kademelerinde yer alan çocuklar, 24 aydan az doðum aralýklarý içinde doðan çocuklar ile kýrsal alanlarda yaþayan çocuklar arasýnda daha fazladýr.

Ýyot Yetersizlikleri Hastalýklarý Türkiye’nin bütün bölgeleri için bir sorundur. Saðlýk Bakanlýðý 1995 yýlýnda UNICEF’le birlikte en kritik yörelere iyotlu tuz daðýtýlmasý için bir kampanya baþlamýþtýr. Tuz üreticileri 2000 yýlýna gelindiðinde sadece iyotlu tuz üretmeyi kabul etmiþlerdir. Ancak 1995 ÇGKA, iyotlu tuz kullanýmýnýn ancak kentlerde % 23, kýrsal yörelerde % 9 olduðunu ortaya koymuþtur.

Doðurganlýk, Doðum Kontrol Yöntemi Kullanýmý ve Kürtaj

Doðurganlýk düzeyleri eðitime, oturulan yere ve bölgeye göre büyük farklýlýklar göstermektedir. Toplam doðurganlýðýn % 11’i 15-19 yaþ grubundaki kadýnlardan kaynaklanmaktadýr. Kadýnlarda evlenme yaþýnýn yükselmesiyle ilk doðum yaþý da yavaþ yavaþ yükselmektedir. Ama gerek anne gerekse çocuðun daha yüksek hastalýk ve ölüm risklerinden ötürü, ergen gebeliði kaygý uyandýrmaya devam etmektedir.

Sýk doðum aralýklarý ve çok çocuk, çeþitli saðlýk ve eðitim göstergelerini olumsuz etkilemektedir. 1993-1998 dönemindeki doðumlarýn % 19'unun istenmediði dikkate alýnýrsa, daha fazla aile planlamasý bu olumsuz etkiyi önemli ölçüde azaltacaktýr. Kentli kadýnlar ve Orta Anadolu'da yaþayan kadýnlarýn, modern doðum kontrol yöntemleri kullanma olasýlýðý daha yüksektir. Eðitim düzeyi yükseldikçe, kadýnýn modern yöntemler kullanma olasýlýðý artmaktadýr. Ancak, yöntem kullananlarýn yüzde 35'inin baðladýktan sonra 12 ay içinde doðum kontrol yöntemini býraktýklarý da dikkate alýnmalýdýr.

1983 yýlýnda gebeliðin ilk 10 haftasý içinde yapýlacak kürtajlar yasallaþtýrýlmýþtýr. Yine de istendik düþüklerin sayýsý 1993 yýlýndan baþlayarak, her 100 gebeliðin 15'ini kürtajla sonlandýðý 1998 yýlýna dek genel olarak azalma eðilimindedir.

Erkek çocuk isteðinin, özellikle genç çiftler arasýnda, kýz ve erkek çocuk tercihlerinin dengelendiði düþündürecek biçimde deðiþmektedir.

Sosyal Güvenlik, Çocuk Bakýmý Hizmetleri ve Refah Durumu

T.C. Anayasasý Madde 60, herkesin sosyal güvenlik hakkýný vurgular. Nüfusun yüzde 80'i herhangi bir biçimde sigorta kapsamýndadýr. Kapsam dýþýndakiler ise, saðlýk hizmetleri için Yeþil Kart Programý'ndan, maddi yardým ve destek için Yoksulluk Fonu veya Ayni ve Nakdi Yardým Programýndan yararlanmaktadýr.

Yasa 13 yaþýndaki çocuklarýn çalýþmasýna olanak verdiði halde, bu çocuklara 18 yaþýna gelinceye dek sosyal sigortadan yararlanma hakký tanýnmamýþtýr.

Yaþam süresi, okur yazarlýk ve yoksulluðun diðer boyutlarýný dikkate alarak hazýrlanan Birleþmiþ Milletler Yoksulluk Endeksi, Türkiye nüfusunun % 20'sinin yoksulluk ya da yetersizlik koþullarýnda yaþadýðýný göstermektedir.

Konut Yapýlarý ve Koþullarý

Okul Öncesi Eðitim

Türkiye'de okul öncesi eðitimin çok sýnýrlý olmasý, kamuoyunun konunun önemini farketmediðini ve devlet desteðinin bulunmadýðýný düþündürmektedir (okul öncesi eðitim yasayla zorunlu kýlýnmamýþtýr). Sivil toplum kuruluþlarý, Milli Eðitim Bakanlýðý, SHÇEK ve UNICEF okul öncesi eðitim hizmetleri sunumuna iliþkin yenilikçi programlar yürütmektedirler ancak bunlarýn kapsamý sýnýrlýdýr.

Ýlköðretim

Ýlköðretim ücretsizdir ve zorunlu eðitim süresi 1997 yýlýnda 5 yýldan 8 yýla çýkarýlmýþtýr. Ancak, ilköðretim alanýndaki talep artýþýný karþýlayacak fiziksel kapasite ve eðitilmiþ personel konusunda açýklar söz konusudur.

Okullaþma ve Devamlýlýk

Hem devlet okullarý hem de özel okullar söz konusudur. Devlet okullarýnda eðitim parasýz olmakla birlikte, aileler kitap maliyetlerinden tümüyle kurtulmuþ deðildirler. Buna bir de çocuklarý okula göndererek çalýþarak elde edebilecekleri gelirden vazgeçmenin fýrsat maliyeti eklendiðinde, eðitimin maliyeti görece yoksul aileler için engelleyici olmaktadýr. Okullaþma oranlarý, ancak eðitimin tüm maliyetleri dikkate alýnýrsa artýrýlabilir.

Eðitimdeki toplumsal cinsiyet farklýlýklarý büyüktür ve kýz çocuklarýn eðitiminin kendi çocuklarýnýn daha saðlýklý ve daha eðitimli olmasýna yol açmasý gibi dolaylý yararlar dikkate alýndýðýnda, çok önemlidir. Bazý bölgelerde geleneksel deðerlere sahip aileler kýzlarýný karma okullara gönderme konusunda isteksiz davranmaktadýrlar.

Okullaþma oranlarýnda önemli bölgesel farklýlýklar söz konusudur; Güneydoðu ve Doðu Anadolu ile kýrsal alanlarda okullaþma oranlarý düþüktür. Aðýrlýkla tarýma dayalý ekonomi toprakta çalýþacak çocuklara ihtiyaç olduðu anlamýna gelmekte ve bu da çocuklarý okuldan alýkoymaktadýr. Ayrýca ders yýlýnýn bir kýsmýnýn tarýmsal çalýþmalarýn yoðun olduðu dönemlerle çakýþmasý da kýrsal yörelerdeki çocuklarýn uzun süreli olarak okuldan ayrý kalmasý anlamýna gelmektedir. Ders yýlýnýn zamanlamasýnda yapýlacak deðiþiklik, kýrsal yörelerde devamý teþvik edebilir.

Kentlerde kaynak eksikliði de bir sorundur ve özellikle kent merkezlerindeki pek çok okul ikili öðretim yapmaktadýr. Batý'ta göç Batý Anadolu'daki pek çok okulunda ayný sorunla karþý karþýya kalmasýna yol açmýþtýr. Bazý okullardaki - özellikle öðretmen baþýna öðrenci sayýsýnýn 60'a kadar vardýðý Doðu Anadolu'daki - aþýrý kalabalýða karþýn, kente göç nedeniyle (çoðu köylerde bulunan) okullarýn açýk tutulmasý ekonomik açýdan olanaksýz geldiðinden, ülkedeki toplam okul kapasitesinin % 20'si atýl durumda bulunmaktadýr.

Bu sorunu gidermek için kurulan yatýlý okullar, sayýlarý çok düþük olduðundan, okullaþma oranlarý üzerinde önemli bir fark yaratamamýþlardýr. Ayrýca ailelerde kýz çocuklarýný baþka kentlerdeki yatýlý okullara gönderme ya da uzak okullara her gün gidip gelmelerini kabullenme konusunda isteksiz davranabilirler.

Bir baþka yaklaþým da öðretmen sayýsýndan tasarruf saðlamak amacýyla sýnýflarýn birleþtirilmesidir. 1998/99 ders yýlýnda ilköðretim okullarýnýn yarýsýndan fazlasýnda birleþtirilmiþ sýnýflarda eðitim yapýlmýþtýr ve bunlarýn yaklaþýk % 40'ýnda beþ sýnýf birarada eðitim görmüþtür.

Devamsýzlýk ve okul terk oranlarý Türkiye'de kaygý uyandýran konulardýr. 1994 Çocuk Ýþgücü Araþtýrmasý'nda okulu terk etmiþ çocuklarýn kýrsal alanlarda % 25'i, kentsel alanlarda % 30'u okulun ilgilerini çekmediðini söylemiþtir. Ancak ikinci büyük grup okul masraflarýný karþýlayamadýklarý için devam etmediklerini söylemiþlerdir.

Okur Yazarlýk

Türkiye'de okuma yazma bilmeyenlerin oraný 1990 yýlýnda % 19 iken, 1998 yýlýnda kabaca % 14'e inmiþtir. Ancak toplumsal cinsiyetlerarasý farklýlýklar hala yüksektir: kadýnlar için kabaca % 26, erkekler için ise % 6. Benzer GSMH'ya sahip ülkeler ve komþu bölgelerle karþýlaþtýrýldýðýnda bu farklýlýklarýn önemli olduðu görülmektedir. Okuma yazma oranlarýndaki toplumsal cinsiyet farklýlýklarý, kýsmen okullaþma oranlarýndaki farklýlýklardan kaynaklanmaktadýr.

Yaygýn Eðitimdeki Çocuklar

Çalýþmayý tercih eden ya da çalýþmak zorunda olan 14-19 yaþ grubundaki çocuklar çýrak olarak kabul edilebilir ve okulla iþi birleþtirmelerine olanak veren programlara kaydolabilirler. Diðer çalýþan çocuklardan farklý olarak, çýraklar sosyal güvenlik kapsamýna alýnýrlar. Bu tür yararlarýna karþýn, 1994 Çocuk Ýþgücü Araþtýrmasý çalýþan çocuklarýn % 1'den azýnýn çýrak olduðunu ortaya koymuþtur. Bunun önemli bir nedeni, çýrak statüsünde olmayanlarý istihdam etmenin iþverenler açýsýndan daha avantajlý olmasýdýr.

Çocuklar için çeþitli baþka örgün eðitim programlarý da vardýr, ama yararlanan çocuklarýn sayýsý açýsýndan bakýldýðýnda çok sýnýrlýdýrlar.

Özel Eðitim Ýhtiyacý Olan Çocuklar

Özürlü çocuklarý kabul edebilecek donanýma sahip okul sayýsý çok düþüktür. Özel eðitim de dahil, Türkiye'de örgün ilköðretimden yararlanan özürlü çocuklarýn sayýsý 27,000'in biraz üzerindedir. Dünya Saðlýk Örgütü'nün Türkiye'deki özürlü çocuk sayýsýna iliþkin tahminlerinde yola çýkýlýrsa, bu çocuklarýn okullaþma oranýnýn sadece % 2 olduðu sonucuna varýlmaktadýr ve bunlarýn ancak % 35'i kýz çocuklarýdýr. Okullarýn daðýlýmý kentsel alanlar ve Batý Anadolu yönünde bir aðýrlýk sergilemektedir. Önemli bir geliþme ise, SSK ve Emekli Sandýðý'nýn özürlü çocuðu olan ailelere yardým çalýþmalarýný baþlatmýþ olmasýdýr.

Boþ Zamanlarý Deðerlendirme, Eðlence ve Kültür Etkinlikleri

Gençlik ve Spor Genel Müdürlüðü, çocuklar için gençlik kamplarý, festivaller ve yarýþmalar düzenlemektedir. Ayrýca ülkenin her köþesinde 105 gençlik merkezini hizmete sunmuþtur. Devletin korumasý altýndaki çocuklar için özel eðlence ve kültür hizmetleri vardýr. Akademik olmayan etkinlikler üzerinde odaklaþan seçmeli dersler bütün okullarda zorunludur. Halk kütüphanelerinde çocuk bölümleri, kýrsal nüfus için gezici kütüphaneler vardýr. Diðer çeþitli kültürel etkinliklerin varlýðýna raðmen, yoksul ailelerin çocuklarý, okul dýþýnda bu tür olanaklardan genellikle yoksundur.
 
 

Özel Koruma Önlemleri

Yasayla Çatýþma Halindeki Çocuklar

1987 tarihli Çocuk Mahkemeleri Kanunu, mahkeme sürecinde 11 ile 15 yaþýndaki çocuklarý için özel koþullarý gerekli kýlarak çocuðun haklarýnýn saðlanmasýnda önemli bir adýmýn simgesi olmuþtur. 16-18 yaþ grubundaki çocuklara yetiþkinlere davranýldýðý gibi davranýlmakta, ancak bu çocuklar ölüm ya da ömür boyu hapis cezasýna çarptýrýlmamaktadýrlar. Yasa çocuklarýn iþlediði suçlarýn basýna konu olmasýný yasaklamaktadýr. Her ilde ve nüfusu 100,000'i aþkýn her ilçede çocuk mahkemeleri kurulmasýný öngörmektedir. Þu anda Türkiye'de 6 çocuk mahkemesi vardýr. Çocuk mahkemelerinin bulunmadýðý durumlarda, normal mahkemeler Çocuk Mahkemeleri Kanunu'nu uygulamaktadýrlar.

Suçun iþlendiði anda 11 yaþýndan küçük olan çocuklar, iþlenen suçun bir yýl ya da daha fazla hapis cezasý gerektirmedikçe, yargýlanmazlar ve ceza almazlar. Yine de çocuklara yetiþkin suçlular gibi davranýlmamasý için özel iþlemler ve cezalar söz konusudur.

Çocuk Mahkemeleri Kanunu 11 ila 15 yaþýndaki tüm çocuklara uygulanýr. Ancak devlete karþý askeri mahkemelerin yetki alanýna giren suçlar iþlemeleri ya da sýkýyönetim bölgesinde veya olaðanüstü hallerde suç iþlemeleri halinde çocuklar yetiþkinler gibi yargýlanýr ve hüküm giyerler. Bu kýsýtlamalar nedeniyle, 1997 yýlýnda 11 ila 15 yaþ grubundaki çocuklarýn iþlediði suçlarýn ancak yaklaþýk % 40'ý çocuk mahkemelerinin yetki alanýna girmektedir.

Çocuk ýslahevleri ve hapishanelerin sayýsý çok sýnýrlýdýr ve 1997 yýlýnda hüküm giyen çocuklarýn sadece yaklaþýk % 2'sini barýndýrabilmiþtir. Çocuklarýn çoðu yetiþkinlere ait hapishanelerde tutulmaktadýr, ki bu da sosyal ve psikolojik geliþimleri açýsýndan yýkýcý olabilir.

Salt cezalandýrmaya deðil, suçun önlenmesine daha fazla dikkat harcanmasý gerekmektedir. Çocuklarýn iþlediði suçlarda yoksulluk önemli bir rol oynamaktadýr. Genç suçlular, genellikle anne- babanýn eðitimsiz olduðu yoksul ailelerin okula gitmeyen çocuklarýdýr. Yaklaþýk yarýsý hýrsýzlýk ve soygun suçlarý iþlemektedir. Çocuk suçlularýn büyük bir çoðunluðu erkektir.

Sömürü Koþullarýndaki Çocuklar

Türkiye'de en düþük çalýþma yaþý iþin türüne göre 12 ila 18 arasýnda deðiþir ve çeþitli yasalar altýnda düzenlenmiþtir. Ancak zorunlu ilköðretimin 8 yýla çýkarýlmasý ve Türkiye'nin ILO Sözleþmesi 138'i onaylamasý en düþük çalýþma yaþýnýn 15'ten az olmamasý gerektiði anlamýna gelmektedir.

Bir çok durumda en düþük çalýþma yaþý 15'tir, ancak iþin saðlýklarý açýsýndan zararsýz olmasý ve eðitimlerini engellememesi koþuluyla 13 yaþýndaki çocuklar da istihdam edilebilmektedir. Ancak bazý iþler, örneðin tarýmsal iþler, en düþük çalýþma yaþýný 12 olarak belirleyen Hýfzýsýhha Kanunu kapsamýnda yer almaktadýr.

Özel koþullardaki çalýþan çocuklar, sokaklarda çalýþan çocuklar, sokaklarda çalýþan ve yaþayan çocuklarla, ev iþçilerini kapsamaktadýr. Bu çocuklarýn durumu hakkýnda çok az þey bilinmektedir.

1994 Çocuk Ýþgücü Araþtýrmasý iþgücü içinde yer alan 6-14 yaþ grubundaki çocuk sayýsýný 1.07 milyon olarak belirlemiþtir. Bu da iþgücü içindeki her 100 kiþiden 5'inin 6-14 yaþ grubunda olduðu anlamýna gelmektedir. Çocuklarýn iþgücüne katýlýmý kýrsal yörelerde yaklaþýk % 15, kentsel alanlarda yaklaþýk % 4'tür.

Çalýþan çocuklarýn çoðu okula gitmemektedir. Çalýþma saatleri çok uzundur: kýrsal yörelerde haftada ortalama 45, kentlerde 30 saat çalýþmaktadýrlar. Genellikle yürürlükteki asgari ücretin altýnda ücret almaktadýrlar ama bu para yine de toplam hanehalký gelirinin önemli bir bölümünü oluþturmaktadýr.

Özellikle kentsel alanlarda erkek çocuklarýn iþgücüne katýlým oraný kýzlarýnkinden yüksektir. Ancak kýrsal alanlarda çocuklarýn iþgücüne katýlým oraný genel olarak daha yüksektir. Erkek çocuklarýn okula devam etme olasýlýklarý daha yüksekken, ailedeki bakým görevleri için kýz çocuklarýnýn iþgücüne ihtiyaç duyulmaktadýr. Çalýþmayan genç erkeklerin çoðu okula devam ederken, okula devam eden ve çalýþan kesim içinde ele alýnmayan genç kadýnlarýn çoðu evde çalýþmaktadýr.

Mülteci Çocuklar

Bulgaristan, Bosna ve Kosova'dan gelen binlerce kiþi Türkiye'den geçici sýðýnma hakký isterken, Ýran ve Irak'tan gelenler da üçüncü ülkelere gitmek için Türkiye'den geçmektedirler.

Her ne kadar, Türkiye Cenevre Konferansý'ný kabul ederken sadece Avrupa'dan gelen mültecilere iltica hakký tanýnabileceði belirtmiþse de, Mülteci çocuklara iliþkin herhangi bir ulusal yasa söz konusu deðildir.

Ýskan Yasasý'nýn 4. Maddesinde iltica talep edemeyecek gruplar sýralanmýþtýr: Türk kültürene sadakatsizlik gösterenler, anarþistler, casuslar, çingeneler ve daha önce sýnýrdýþý edilenler.

Türkiye'ye gelen mülteciler giriþlerinden sonra 10 gün içinde yetkililere baþvurmak zorundadýr. Bu koþuldan haberdar edilmeyenler 10 günlük dönemin sonunda ülkede bulunuþlarý yasadýðý bir nitelik kazanmaktadýr ve üçüncü bir ülkenin iltica taleplerini kabul etmesi halinde Türkiye'den ayrýlamayabilir.

Ýltica talep edenler kendi barýnma düzenlemelerini ve diðer harcamalarýný kendileri üstlenmek durumundadýrlar. Kendilerine çalýþma izni verilmez. Ýltica hakký talep eden çocuklar baþvuru iþlemleri tamamlanmadan, ki bu iþlemler uzun zaman alabilmektedir, kamu okullarýna devam edemezler.

Uyuþturucu Kullanýmý

Türk Ceza Kanunu yasa dýþý ilaçlarýn üretimi ve ticaretiyle ilgilenenlere aðýr para cezalarý öngörmektedir. Yasa, yasa dýþý ilaçlarýn üretimi ve ticaretinde ve çocuklarýn kullanýlmasýný ve çocuklara uyuþturucu satýþýný yasaklamaktadýr. Ayrýca 18 yaþ ve altýndaki çocuklara sigara, tütün ürünleri ve alkol satýþýný da yasaklamaktadýr.

Çocuklar arasýnda uyuþturucu kullanýmýnýn yaygýnlýðýna iliþkin güvenilir ulusal istatistikler yoktur. Ama varolan bulgular uçucu madde kullanýmýnýn özellikle sokak çocuklarý ve bu tür maddelerin kolayca bulunabildiði iþkollarýnda çalýþan çocuklar arasýnda yaygýn olduðuna iþaret etmektedir.

Bulgular çocuklarýn çoðunluðunun ilk uyuþturucu deneyimlerini 15 yaþýndan önce yaþadýklarýný ve uyuþturucu kullananlarýn % 90'ýný erkek çocuklarýn oluþturduðunu göstermektedir.

Çocuklar da dahil uyuþturucu baðýmlýlarýnýn ihtiyaçlarýna cevap vermek amacýyla kurulmuþ iki kamu kuruluþu vardýr. Ancak bu tür kurumlara eriþim çok kýsýtlýdýr ve bu kurumlar uyuþturucu kullanýmýnýn yayýlmasýný engellemede anahtar rol oynayan önleme konusuna eðilmemektedirler.

Cinsel Sömürü, Cinsel Suistimal ve Çocuk Kaçýrma

Türk Ceza Kanunu, cinsel amaçlý satýþ, ticaret veya diðer türden sömürü niyetiyle çocuklarýn cinsel olarak sömürülmesi, suistimal edilmesi, kaçýrýlmasý, yasadýþý yollardan bir yerden bir yere götürülmesinin bütün biçimlerini yasaklar.

Sadece 15 yaþý ve altýndaki çocuklar küçük kabul edilir, dolayýsýyla bunlara karþý iþlenmiþ suçlar daha aðýr cezalandýrýlýr.

Yasa, pornografik malzemenin üretimi ve daðýtýmýný yasaklamakta, ama çocuklarýn pornogrofide kullanýmý hakkýnda özel hükümler öngörmemektedir.

Çocuklarýn ve gençlerin cinsel sömürüden korunmasý amacýyla 21 yaþýn altýndaki bireylerin kumarhanelerde, barlarda, kafelerde, hamamlarýnda ve plajlarda çalýþmalarý yasaklanmýþtýr.

Aile Çevresinden Yoksun Çocuklarýn Korunmasý

Türk devletinin mevzuatý özel korunmaya gereksinimi olan çocuklara belirli koþullarda hizmet sunulmasýný gerektirmektedir. Özel korunmaya gereksinimi olan çocuklar, fiziksel, duygusal ya da moral geliþimleri ya da kiþisel güvenlikleri risk altýnda olan ve annesinden veya babasýndan ya da her ikisinden birden ayrý kalmýþ veya terkedilmiþ, ihmal ve istismara uðramýþ çocuklardýr.

SHÇEK, özel korunmaya gereksinimi olan çocuklara, doðal ailesi içinde bakým, uygun kurumlarda bakým (en yaygýn yaklaþým), koruyucu bakým ve evlat edinmeyi de içeren çeþitli hizmetler sunmaktadýr. Muhtaç ailelere sýnýrlý bir mali yardým yapýlmaktadýr – þu anda bu miktar en çok 3 çocuðu olan ailelere asgari ücretin üçte biri kadardýr. 13-18 yaþ grubundaki çocuklar ayrý kurumlara yerleþtirilmekte ve dolayýsýyla kýz ve erkek kardeþler birbirlerinden ayrýlmaktadýr.

Yoksulluk karþýsýnda en korumasýz çocuklar, Doðu Anadolu’da, kýrsal kentlerin gecekondu alanlarýnda ve kadýnlarýn aile reisi olduðu hanelerde yaþayan çocuklardýr.

SHÇEK daha büyük çocuklarý da uygun iþlere yerleþtirmektedir ve 1988 tarihli bir yasa çocuklarýn kamu sektörüne yerleþtirilmesini kolaylaþtýrmýþtýr.

SHÇEK’in gündüz bakýmevlerine talep, arzýn çok ötesinde yoðundur, ve annenin çalýþtýðý düþük gelirli ailelelere hizmet sunmaktadýr.

Evlat edinme ve koruyucu bakým da uygulanmaktadýr. Ancak, devletin mali teþviklerine raðmen – gerek koruyucu ailenin, gerekse doðal ailenin sosyal ve psikolojik kaygýlarý nedeniyle koruyucu bakým yaygýn olarak uygulanmamaktadýr.