BÖLÜM I

GİRİŞ

1.1. Problem Durumu

Dünyada, okur-yazarlığı yaygınlaştırma çalışmalarının uzun bir geçmişi vardır. Hemen her ülkede, yetişkinlere yönelik okuma-yazama programları uygulana gelmekte ve bir kısmı UNESCO'ca da desteklenen çeşitli yaklaşımlar denene gelmektedir.

Dünyada okuma-yazma bilmeme sorununu ortadan kaldırmak için üye ülkeleri girişimde bulunmaya davet eden UNESCO,1991 yılını "Dünya Okuma-Yazma Yılı" olarak ilan etmiştir. Bütün bu girişimlere karşın sorun hala devam etmektedir.

Dünyada, okur-yazar olamayan yetişkinlerin oranı 1970'te '%38.5 iken ,1980'de '%,24.5'e,1995'te ise %15'e düşmüştür. Ancak, başta hızlı nüfus artışı ve ilköğretimin çağ nüfusunun tamamına yavgınlaştırılmaması olmak üzere, çeşitli nedenlerle, okuma-y azma bilmevenlerin sayısı hala yüksektir; 1970'de 850 milyon olan bu sayı,1985'te 949.5 milyona çıkmıştır; 1999'da da 855 milyon olduğu tahmin edilmektedir (UNICEF,1999).

Ülkemiz okur-yazarlığını toplum ve birev için önemini dünyanın pek çok ülkesinde daha önce görülen ve tüm halkımızı en kısa sürede okuryazar yapmak için Alfabeyi değiştirmek gibi cesur bir atılım yapabilen ülkedir. Hızla artan nüfusumuza karşın, ilköğretimi yaygınlaştırma, okuma-yazma kurslan ve seferberlikleri yolu ile, 1923'te "%11.0 olan okuryazarlık oranını,1985'te %77.5'e, 1990'da '%80.5'e, 1995'te '%,82.3'e çıkardık (UNDP,1998b). Ancak, okuma-yazma bilmeyen insanlarımızın sayısı 1985'te 9 703 662,1990'da ise 9 587 981'dir. Öte yandan,1990'da okur-yazar olmayan erkeklerin sayısı 2 779172 iken, bu sayı kadınlarda 6 808 809; okur-yazar olmayan erkeklerin oranı "%,11.18 iken, bu oran kadınlarda %28.01'dir (DİE, 1993).

Bir toplumda okuryazarlık oranının yükselmesinde örgün ilköğretimin katkısının büyük olduğu bilinmekle birlikte, "okuma-yazma eğitimi" ya da "okur-yazarlığın yaygınlaştırılması" denilince kastedilen "yetişkin eğitimi" kapsamında, yetişkin nüfusa sunulan okuma-yazma hizmetleridir. Okuma-yazma eğitiminin bu kapsam içinde ele alınması gerekmektedir.

Yetişkin Eğitimine Olan İhtiyaç

Yeti?kin e?itiminde toplumsal ve bireysel amaçlar çok geniş bir alana yayılmaktadır. Yetişkinleri düzenli eğitim programlarına katılmaya götüren güdüler, toplumlara, bölgelere, gruplara, bireylere, zamana ve koşullara göre de farklılaşmaktadır. Bu durum yetişkin eğitiminin kapsamını genişletmekte; programlarını çeşitlendirmektedir.

Günümüzde yetişkin eğitimi hem sosyal, hem ekonomik hem de kültürel nedenlerle, resmi makamlarca benimsenen bir "ana politika" gereği haline gelmiş; yetişkin eğitimi hizmetlerinden, kişilerin olduğu kadar, toplumların da, "hızlı değişme"nin etkilerine uyum sağlamalarına yardım etmesi beklenir olmuştur. Öte yandan, gelişmekte olan ülkelerde, yetişkin eğitimine, diğer amaçlar yanında, özellikle "ulusal bünyeyi güçlendirmek amacıyla, kalkınma planlarında önemli işlevler verildiği görülmektedir.

Yetişkin eğitimine verilen bir başka görev de "aydınlar" ile "halk kitleleri" arasındaki boşluğun doldurulması ve "sosyal adalet"in güçlendirilmesidir. Eğitimde "fırsat ve imkan eşitliği" günümüzde, her ülkede, önemle üzerinde durulan ve ulaşılmak istenen bir amaç olarak ele alınmaktadır. En azından herkesin, asgari bir temel eğitim görme hakkı vardır. Bu hak, zamanında hiç okula gidememiş ya da zorunlu eğitimi tamamlayamamış yetişkinler için de sözkonusudur. Ayrıca, her çocuğa ilköğretim verme amacı gerçekleştirilmiş olsa bile, bunun eğitimde fırsat eşitliğini sağlamaya yetmediği; ana-babaların eğitim düzeylerinin düşük olmasının, çocuklarının eğitimini de olumsuz etkilediği ve çocuklarının eğitimden elde edebilecekleri yararların sınırlı kalmasına neden olduğu bilinmektedir-

Kuşkusuz, John Lowe'ın belirttiği gibi, örgün eğitimde olduğu kadar yetişkin eğitiminde de "eşitlikçi görüşlerin benimsenmesi kolay, fakat bunların uygulanması son derece güçtür ve her uygulama, çeşitli başka sorunları da beraberinde getirecektir" (Lowe,1985). Öte yandan, "yetişkin eğitiminde eşitlikçi bir politikanın uygulanması halinde, masrafların büyük bir ölçüde artacağı ortadadır. Oysa, bunu karşılayabilecek ülkelerin sayısı çok azdır. Bu durumda, hükümetler, yetişkin eğitimine ihtiyacı olan halk kitlelerinin eğitim istemini artıracak ciddi girişimlerden uzak durmakta; sonuç olarak, yetişkin eğitimine ihtiyacı olan gruplara ve bölgelere, bu hizmet en az götürülmektedir. Çünkü, dünyanın hemcn her yerinde hükümetler, baskı yapıldığı taktirde hizmet götürme eğilimindedirler. Halbuki, yetişkin eğitimine çok ihtiy acı olan kitleler, böyle bir baskıyı nasıl yapacaklarının bilmemekte; esasen, kendileri için eğitime ihtiyaç da duymamaktadırlar."

Günümüzde, kalkınmış ülkelerde bile, mevcut yetişkin eğitimi olanaklarının yetersizliği yanında, bunların coğrafi dağılımları da dengeli değildir. Genellikle okuma-yazma oranları, kentsel yörelerde kırsal yörelerden daha yüksek durumdadır; bundan başka bölgesel farklılıklar da vardır.

Yetişkin eğitimi uygulamalarının "toplumda varolan eşitsizlikleri daha da fazlalaştırmaması" için önlem alınması ilkesi, her ülke için geçerli olup, bizi, yetişkin eğitimi fırsatlarının sunulmasında ve dağıtımında"öncelikli gruplar" konusuna götürmektedir.

Yetişkin Eğitiminde Hedef Gruplar

UNESCO tarafından düzenlenen ve 1972 yılında Tokyo'da toplanan "Üçüncü Uluslararası Yetişkin Eğitimi Konferansı"nda ele alınan yetişkin eğitimi konuları arasında, üzerinde en çok durulan konu, yetişkin eğitiminin, "eğitime en çok ihtiyacı olanlara yöneltilmesi" konusuydu. Siyasi ideolojileri ve kalkınmışlık düzeyleri ne olursa olsun, çeşitli ülkelere mensup delegeler, nüfuslarının büyük bir bölümünün, yetişkin eğitimi faaliyetlerine katılmadığı; katılmayanların esas itibarıyla sosyal ve ekonomik bakımdan "yoksunluk içinde bulunan dezavantajlı kitle olduğu" hususunda birleştiler. Bu konuda Konferans Raporu'nda yer alan ifade ve öneri aynen şöyledir:

"Tecrübe gösteriyorki eğitim olanaklarının artırılması, bir çok toplumlarda çnğu kez, esasen eğitimden geçmiş olanların yararına işliyor, eğitimden yoksun kalmış kişilerin, haklarına sahip çıkmaları gerekiyor. Yetişkin eğitimi, bu kuralın dışında değildir; zira, eğitime en çok ihtiyacı olan yetişkinler, geniş ölçüde, ihmale uğramaktadırlar. Bunlar unutulmuş halk kitleleri olarak nitelendirilebilir. Birleşmiş Milletler İkinci Gelişme Onyılında, yetişkin eğitiminin ana görevi, unutulmuş kitlelere erişmek ve onlara hizmet etmek olmalıdır."(Bülbül,1991a).

Gerçekten, yapılan araştırmalar göstermektedir ki yetişkinlerin yetişkin eğitimi faaliyetlerine katılıp katılmamalarını belirleyen başlıca değişkenler sosyo-ekonomik statü, yaş ve eğitim düzeyidir. Bir yetişkinin sosyoekonomik düzeyi ve eğitim düzeyi yükseldikçe, onun yetişkin eğitimi faaliyetlerine katılma olasılığı da yükseimektedir. Bir başka ifade íle, insanlar yetişkin eğitimi faaliyetlerine "ihtiyaçlarıyla ters orantılı" olarak katılmaktadırlar. Kuşkusuz bu durum, toplumda zatan var olan eşitsizliğin daha da artmasına neden olabilir. Yetişkinlerin eğitim isteminde bulunmalarında ya da mevcut yetişkin eğitimi programlarına katılmalarında pek çok faktör rol oynayabilir. Fakat, nedenler ne olursa olsun, sosyo-ekonomik ve eğitim düzeyi düşük yetişkinlerin, eğitim isteminde bulunmayışları, onlara eğitim hizmetleri sunmamanın bir gerekçesi olmamalıdır. Hükümetler, eğitime ihtiyacı olan fakat, çeşitli engeller (kişisel, ev ve çalışma hayatıyla ilgili) yüzünden eğitime katılmayan kitlelerin, katılmalarını engelleyen nedenleri ortadan kaldırmakla ve yetişkin eğitimine halkın katılmasını en üst düzeye çıkarmaya yönelik önlemleri almakla yükümlüdürler. Bu yükümlülüğün bir gereği olarak hükümetlerin, yetişkin eğitimine kaynak ayırmaları, bunu yaparken toplumda var olan olanaklardan yeterince yararlanamayan "dezavantajlı grupların eğitim ihtiyaçlannı dikkate almaları ve kaynakların tahsisinde bu gruplara öncelik vermeleri beklenir. Okuma-yazma ve temel eğitim programlarının hedef gruplan çeşitli yönlerden, yetişkin eğitiminde önceliği olan gruplardır.

Okur-Yazar Olmama

Okuma yazma bilmemek, bir insanın düşünmesine vc kendini geliştirmesine engel değildir. Sadece okur-yazar olmanın bir insanı ekonomik yönden refaha götürmek için yeterli olmadığı da doğrudur. Ancak, gelişmekte olan bütün ülkeler, okuma,yazma bilmezliğin, bir ulusun çağdaşlaşması yolunda önemli bir engeI olduğu inancını benimsemişlerdir ve okuma-yazma bilmezliğin azaltılmasına öncelik vermektedirler.

Bir toplumda okumaz-yazmazlığın yaygın olması, düşüncelerin ve simgelerin iletişimini engelleyen başlıca faktör olmaktadır. Okuma-yazma bilmeyen yetişkinlerin yaşadıkları toplumun gelişmesine etkin olarak katılmaları güçtür; belki de olanaksızdır.

Okuma-yazma ile üretim arasında da sıkı ilişki bulunduğu anlaşılmaktadır. Son zamanlarda, okur-yazar olmayan işçilerin, kendilerini etrafındaki insanlara okur-yazar göstermek çabası içinde, dikkatlerinin dağıldığını ve üretimlerinin düştüğünü gösteren birçok yayın yapılmıştır. Gene, okuma-yazma öğrenen çiftçilerin üretimlerinin arttığını gösteren araştırma bulgulan vardır.

Yetişkin eğitiminde önceliği olan ve toplumsal, ekonomik, coğrafi koşullàrla, aile koşulları nedeniyle "yoksunluk içinde olan gruplar" (dezavantajlı)'ın ortak özelliklerinden birisi de bunların çoğunluğunun okumaz-yazmaz oluşları ya da zorunlu temel eğitimlerini tamamlamamış olmalarıdır.

Okur-yazar olmayanlan büyük bir çoğunluğunu yoksul ve mesleki niteliği olmayan yetişkinler oluşturmakla birlikte, hali vakti yerinde olan insanlar arasında da okur-yazar olmayanlar bulunmaktadır. Örneğin, Türkiye'de, temel eğitimini tamamlamamış bazı iş adamları vardır, fakat bunlar istisnadır. Öte yandan, kocası, çocukları okur-yazar olan birçok ailede okur-yazar olmayan annelerin bulunduğunu biliyoruz.

Okuma-yazma bilmeye günlük yaşamda fazla ihtiyaç duyulmayan kırsal yöredeki küçük yerleşim birimlerinde, okumaz-yazmaz yetişkinlerin, bu hallerinden fazla rahatsız olmadıkları söylenebilir. Okur-yazar bir toplumda yaşayan ya da üyelerinin çoğunun okur-yazar olduğu bir ailede yaşayan ve okur-yazar olmayan bir yetişkinin durumu, herhalde acı vericidir. Her ne kadar bu insanlar günlük işlerini (otobüse binme, alış-veriş vs.) becermenin kendilerince bir yolunu buluyorlar ise de; onların yine de bir sıkıntı ve eziklik içinde oldukları doğrudur.

Önemli olan bir başka husus, yetişkin eğitim programlarına katılarak, kişisel, toplumsal ve mesleki yeterliliklerini artırmak isteyebilecek bir yetişkin için, okuma-yazma kursları hariç, okuma-yazma bilmek, bu kurslardan yararlanabilmenin ön koşuludur. Bu açıdan okuma-y azma kurslarına, yetişkinlere gelecekteki diğer eğitim fırsatlarının kapısını açan anahtar olarak bakılması doğrudur.

Okumaz-Yazmaz ve İşlevsel Okumaz-Yazmaz Terimlerinin Tanımları

Aşağıda "okumaz-yazmaz" ve "işlevsel okumaz-yazmaz" terimlerinin UNESCO tarafından yapılan tanımları verilmekte ve bazı örneklerle "okuryazarlık" kavramı açıklanmaktadır.

Okumaz-Yazmaz: "Günlük yaşamındaki kısa, basit bir cümleyi anlayarak okuyamayan - yazamayan" bir kişidir.

Okur-yazarlığın bu tanımında vurgulanan davranış, "anlama" davranışıdır. Anlayarak okumak ve yazmak ise bireyin belli bir düzeyde bilgilenmiş olmasını gerektirmektedir.

İşlevsel Okumaz-Yazmaz: "Kendi grubunda ve toplumunda okuryazarlığın gerekli olduğu etkinliklere katılamayan ve okuma-yazma, aritmetik hünerlerini kendisinin ve toplumun gelişmesi için kullanamayan" bir ki?idir.

İstatistiklerde insanlar genellikle "okuma-yazma bilenler' ve "okuma-yazma bilmeyenler" olarak iki gruba ayrılmaktadır. Böyle ikili bir sınıflamanın okuma-yazma eğitimi programlarının geliştirilmesi, öğretme-öğrenme işlemlerinin belirlenmesi ve öğrencilerin öğrenme başarılarının değerlendirilmesi çalışmaları için yetersiz olduğu ortadadır. Gerçek uygulamada, okur-yazarlığın farklı düzeyleri sözkonusudur. Bu düzeyler yerel ve ulusal durumlar çerçevesinde belirlenecek özel yeterliklere ve içeriklere göre, farklı şeklide tanımlanmak durumundadır. İşlevsel okuryazarlığın tanımında yer alan "kendi grubunda", "kendi toplumunda" ifadeleri bu nedenle önemlidir.

İşlevsel olarak okur-yazar olmayan insanlar kesin şekilde okuma-yazma bilmeyen insanlar değildirler. Örneğin, zorunlu ilköğretimi bitirdikten sonra, okulda kazandıkları okuma yazma becerilerinin bir bölümünü sonradan kaybeden insanlar vardır. Federal Almanya'da "ikincil okumaz-yazmazlar" olarak adlandırılan bu insanlar, içinde yaşadıkları ileri düzeyde sanayileşmiş ve ilerlemiş toplumların gerekli kıldığı okuma-yazma ve aritmetik istemlerini karşılayamamaktadırlar. Kanada'da nüfus sayımlarında ve işgücü taramalarında okur-yazarlık becerisi "işte, evde ve toplumda herkesin karşılaştığı yazılı materyali kullanabilmek için sahip olunması gerekli olan bilgi işleme becerileri' olarak tanımlanmaktadır. Bu örnekler de göstermektedir ki, okuma-yazmanın sadece mekaniği ile sınırlı bir okuma-yazma becerisi yeterli değildir. Bir insanın işlevsel olarak okuryazar duruma gelebilmesi için, okuma-yazma becerisini, yaşadığı toplumun istemlerine cevap verebilecek düzeyde kullanabilmesi gerekmektedir; bu da işin mekanik yönünün aşılmasını, insanların (çocuk, genç, yetişkin), yaşadıkları yerel toplumun ve ülkenin gerekli kıldığı koşullara göre temel bir eğitim görmesini gerektirmektedir ( Bülbül,1991 ).

1990 yılında, Jomtien (Tayland)'de toplanan "Herkes İçin Dünya Eğitim Konferansı"nda önerilen yaklaşım benimsendiğinde, amaç herkese (çocuk, genç, yetişkin) temel eğitim düzeyinde bir eğitim olanağı sunmak olacaktır. Böyle bir okuma-yazma öğretimi programının ilk basamağı, okuma-yazma ve temel aritmetik becerilerini kapsayacaktır. Ancak bu basamağı diğer basamak ve basamaklar izleyecektir. Okuma-yazma öğrenen insanların, bu becerilerini yaşadıkları toplumda etkili olarak kullanabilmelerini sağlayacak diğer bilgi, beceri ve değerleri kazanmalarını amaçlayan programlara okuryazarlık sonrası programlar denilmektedir. Biz Türkiye'de bunlara "devam programı" diyoruz. Türkiye'deki "İkinci Kademe Okuma-Yazma Programları" devam programlarıdır. Ülkemizde artık, Birinci Kademe Okuma-Yazma Programları yanında, çabalarımızı İkinci Kademe OkumaYazma Programları üzerinde yoğunlaştırmaya ihtiyaç vardır. Bu tizellikle kırsal yöreler, gecekondu bölgeleri ve kadın nüfus için büyük bir ihtiyaçtır.

Herkes İçin Dünya Eğitim Konferansı"nda, çocuk, genç, yetişkin ,herkesin "temel öğrenme ihtiyaçlarının karşılanması" amacı ve okuma-yazma öğretimi programının bu amaca yönelik olarak düzenlenmesi görüşü benimsendi. Buna göre; "İnsanlar varlıklarını sürdürmek, kapasitelerini tavanına kadar geliştirmek, onurlu bir biçimde yaşamak ve çalışmak, kalkınmaya her alanda katılmak, yaşama standartlarını yükseltmek, bilgili kararlar vermek, öğrenmeyi hayatları boyunca sürdürmek... ve bunları gerçekleştirebilmek için gerekli bilgiler, beceriler, değerler ve tavırlar kazanmak ihtiyacındadırlar... Okuma-yazma, söztü anlatım, rakamsal işlemler ve sorun çözme becerileri insanların bu ihtiyaçlarını karşılamalarında kullandıklan araçlardır."( UNDP, ...,1990)

Hemen her ülkede, yeti?kinlere yönelik okuma-yazma ve temel e?itim programlarının, okuma-yazma öğretimi yanında daha kapsamlı amaçlara yöneldiğini, programlarda çeşitli alanlara, çe?itli konulara yer verildiğini görüyoruz: Okuma-yazma öğretimi mutlaka dil ve aritmetik öğretimi ile birlikte yürütülmekte; programlar, ayrıca, katılanların ihtiyaçları ve özellikleri ile yerel koşullara göre ve okuma-yazma becerisinin işlevselliğini sağlamak amacı ile sağlık, temizlik, çocuk bakımı, nüfus, çevre, temel yasalar ve vatandaşlık bilgileri, çalışma dünyası alanlarında çeşitli konuları da içermektedir. Çalışma dünyası ile ilgili konular genellikle tarım ve endüstri alanlarında toplanmakta; ayrıca, biçki-dikiş, dokumacılık, marangozluk, el sanatları, sebzecilik, tavukçuluk, kooperatif ve pazarlamacılık, salamuracılık vb. gelir getirici va da artırıcı konulara da yer verilmektedir.

Ülkemizde de I. Kademe Okuma-Yazma Öğretimi Programı'nda, okuma-yazma, aritmetik öğretimi yanında, Türkçe, temel yurttaşlık ve hayat bilgisi konularına da yer verilmekte; Yetişkinler için "II. Kademe Eğitim Programı" ise sosyal bilgiler, fen bilgileri, Türkçe, matematik, seçmeli dersler başlıkları altında çeşitli konuları içermektedir. Seçmeli dersler, Sanayi ve Endüstriye Yönlendirici Dersler, Tarım ve Hayvancılığa Yönlendirici dersler, El Sanatlarına Yönlendirici Dersler ve Yöresel Özelliklere Yönelik Özel Dersler başlıklan altında, çeşitli derslerden oluşmakta; bu derslerin:

- Çevrenin üretim ve istihdam koşulları,

- Yeti?kinlerin ilgi ve ihtiyaçlan ve

- Halk Eğitimi merkezlerinin o yörede açtığı kurslar

dikkate alınarak saptanacağı belirtilmektedir.

Okuma-yazma ve temel eğitim programlarının geliştirilmesinde dikkat edilmesi gereken en önemli husus programlann amaçlarının ve içeriğinin yetişkinlerin "öğrenme ihtiyaçları"na göre belirlenmesi ve bunların uygunluğunun ve işlevselliğinin sağlanmasıdır. Bu durum, amaçlar ve ïçerik belirlenirken, programa katılacak olanların özelliklerinin, ihtiyaçlarının ve sorunlarının, işlerinin, yaşlarının, cinsiyetlerinin, deneyimlerinin ve yaşadıkları çevrenin koşullarının dikkate alınmasını gerektirnıektedir.

Okuma-yazma ve temel eğitim programlannın amaç ve içerikleri belirlenirken, bunların uygunluklarının kontrol edilmesi gerekir. Bu amaçla aşağıdaki liste kullanılabilir.

1. Yerel uygunluk: kır-kent, ova-yayla-dağlık, yöresel özellikler, yerel koşullar;

2. Mesleksel uygunluk: tanm, endüstri, ek gelir getirici vs.;

3. Cinsiyete uygunluk: kadınlar için, erkekler için ya da her iki cins için.;

4. Aileye uygunluk: çocuk-ana sağlığı, nüfus planlaması, aile geliri, ev ekonomisi, çocukların eğitimi, ana-baba eğitim vb.;

5. Kültürel uygunluk: ulusal ve toplumsal amaçlar, yerel kültür, siyasal yapı vb.;

6. Uygulama zamanına uygunluk: gelecekte ya da hemen uygulama, çağdaş gelişmeler, güncel ihtiyaçlar;

7. Evrensel uygunluk: sağlık, konut, su vb. insanoğlunun ortak ihtiyaçları;

8. Teknolojik uygunluk: yeni teknolojik araçlar ve bunların ev ve iş yaşamında kullanılmasının giderek artması.

Ülkemizde de Jomtien "Dünya Eğitim Konferansı"nda belirlenen ilkeler ve görüşler doğrultusunda "herkes için temel eğitim" amacının gerçekletirilmesi için, bir yandan, yetişkinlerimizin "temel öğrenme ihtiyaçlarını belirlemek, öte yandan, belirlenecek öğrenme ihtiyaçlarına dayalı olarak, Birinci ve İkinci Kademe Okuma-Yazma Kurslarının amaçlarını saptamak; müfredat programlarını, eğitim araç ve gereçlerini, öğretim yöntemlerini geliştirmek ve bu kurslarda görev alacak yönetici, denetici ve öğretmenleri yetiştirmek durumundayız.

Milli Eğitim Bakanlığı 1990 yılında Jomtien (Tayland)'de toplanan "Herkes İçin Eğitim Dünya Konferansı"nda belirlenen ilkeler doğrultusunda ve çocuk, genç, yetişkin herkesin "temel öğrenme ihtiyaçlarının karşılanması" amacıyla, özellikle kalkınmada öncelikli illerimizde UNICEF ve üniversitelerle işbirliği halinde pilot projeler uygulanmasına karar verdi; bu çalışmalar devam etmektedir.

Türkiye'de okur-yazarlık eğitimi kamu, gönüllü ve özel biçok kurum tarafından sunulmaktadır. Aneak, bu kursların çoğunluğu Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 900'ü aşkın Halk Eğitimi Merkezleri aracılığı ile yürütülmektedir.

İşte bu araştırma, sözü edilen işbirlik içinde uygulanan I. Kademe Okuma-Yazma Kurslarına yönelik olarak bir "durum saptaması" ve "değerlendirme" yapma ihtiyacından doğmuştur.

1.2. Araştırmanın Amacı

Araştırmanın amacı, Halk Eğitimi MIerkezleri bünyesinde sürdürülen I. kademe okuma-yazma kurslannın genel bir değerlendirmesini yapmak ve kursiyer, mezun ve kurslarda görev alan öğretmen görüşlerine dayalı olarak karşılaşılan sorunları saptamak ve varolan durumu ortaya koymaktır. Bu genel amaç çerçevesinde, araştırma, aşağıdaki sorulara yanıt aramıştır:

1. Araştırma kapsamındaki illerde, 1998-99 öğretim yılında açılan okuma-yazma kurslarının sayısal görünümü nasıldır ?

2. Halen kurslara devam etmekte olan kadın kursiyerlerin

- Kişisel özellikleri nelerdir ?

- Öğretmenlerirıe ili?kin düşünceleri nelerdir?

- Öğretim materyallerine ilişkin görüşleri nelerdir ?

- Kurs süresine ve ders süresine ili?kin görü?leri nelerdir ?

- Kurslardaki araç-gereç kullanımına ilişkin görüşleri nelerdir ?

- Kurslann yürütüldüğü mekanlara ilişkin görü?leri nelerdir ?

- Kursa devam sırasında karşılaştıkları sorunlara güçlüklere ilişkin görüşleri nelerdir?

- Kursun, kendilerine ne gibi yararlar sağlayacağına ilişkin görüşleri nelerdir ?

- Gelecekte kendilerini geliştirmelerine yönelik düşünceleri nelerdir?

3. Kadın mezunların (kurslardan belge alanların)

- Kişisel özellikleri nelerdir ?

- Kursun hedeflerine (okuma-yazmayı öğrenme, hesap yapma becerisi kazanma) ula?ma derecesine ilişkin görüşleri nelerdir ?

- Kursun, kendilerine ne gibi yararlar sağladığına ilişkin görüşleri nelerdir?

- Kendilerini geliştirme çabalarına ilişkin göriişleri nelerdir ?

4. Kurslarda görev alan öğretmenlerin:

- Ki?isel özellikleri nelerdir ?

- Kursların hedeflerine (okuma-yazmayı öğretme, aritmetik becerisi kazandırma) ulaşma derecesine ilişkin görüşleri nelerdir ?

- Kursların, kursiyerlere ne gibi yararlar sağladığına ilişkin gözlemleri nelerdir ?

- Öğretim materyallerine ilişkin görüşleri nelerdir ?

- Kurs süresine ve ders süresine ilişkin görüşleri nelerdir?

- Kurslardaki araç-gereç kullanımına ilişkin görüşleri nelerdir ?

- Kurslarda kullanılan öğretim yöntemlerine ilişkin görüşleri nelerdir?

- Kursların düzenlenmesi ve yürütülmesi sırasında karşılaşılan sorunlara ilişkin görüşleri nelerdir?

1.3. Araştırmanın Önemi

Milli Eğitim Bakanlığı Çıraklık ve Yaygın Eğitimi Genel Müdürlüğü'nce yürütülen 1. Kademe Okuma Yazma Kurslarındaki uygulamalarda var olan durumu ve karşılaşılan sorunlan, kurslara devam eden kursiyerlerin, mezun olan kursiyerlerin ve kurslarda görev yapan öğretmenlerin görüşlerine day alı olarak betimlemek ve belirlemek amacı ile yapılan bu araştırmadan elde edilecek veriler, ileriki yıllarda, sözkonusu kursların iç ve dış verimliliklerini yükseltmeye yönelik çalışmalara ışık tutabilir ve sorunların çözümüne yönelik önlemlerin belirlenmesine katkı getirebilir.

1.4. Araştırmanın Yöntemi

Araştırma, 1. kademe okuma-yazma kurslarında var olan durumu değerlendirmeye yönelik betimsel bir çalışmadır.

Bu bölümde, evren ve örneklem, bilgi toplama araçlarının geliştirilmesi, verilerin elde edilmesi (uygulama) ve verilerin analizi alt bölümleri yer almaktadır.

1.4.1. Evren ve Örneklem

Araştırmanın evrenini, halk eğitimi merkezleri bünyesinde sürdürülmekte olan 1. kademe okuma-yazma kurslarına 1998-199 öğretim yılında devam etmekte olan kursiyerler, 1998-99 öğretim yılında okuma-yazma kurslarından mezun olanlar (belge alanlar) ve bu kurslarda öğretmenlik yapanlar oluşturmaktadır.

Araştırmanın çalışma evrenini, 'Türkiye'nin değişik illerinden 5·çilmi 7 ildeki kurslara halen devam eden ( 1998-99 öğretim yılı) kadın kursiyerler ile bu kursları 1997-98 öğretim yılında bitirmiş olan kadınlar ve bu kurslarda halen görev alan öğretmenler oluşturmaktadır.

Çalışma kapsamında yer alan iller şunlardır: Ankara, İstanbul, Diyarbakır, Van, Mardin, Antalya ve Rize'dir. İllerin seçiminde, UNICEF'in kurs yürüttüğü iller, farklı bölgelerde olma, göç olgusu ve düzenlenen kurs sayısının fazlalığı dikkate alınmıştır.

Tablo 1.1. Araştırma Evren ve Örneklemi (Kadın Kursiyer ve Belge Alanlar)

Kursiyerler (1998-99) Mezunlar (1997-98)
İller Evren Örneklem Katılım Oranı Evren Örneklem Katılım Oranı (%)
Ankara 324 29 9.0 2005 25 12
İstanbul 4199 30 0.7 2462 25 1.0
Antalya 509 30 5.9 184 25 13.6
Rize 632 29 4.6 883 24 2.7
Van 291 30 10.3 1120 25 2.2
Diyarbakı 1290 30 2.3 4900 25 0.5
Mardin 394 30 7.6 150 25 16.7
Toplam 7639 208 2.7 11704 174 1.5
Örneklem seçim süreci ?öyle yürütülmü?tür :

-İlk aşamada, halk eğitimi merkezinin birden fazla olduğu illerde, şans yöntemiyle bir halk eğitimi merkezi seçilmi?tir.

- İkinci aşamada, belirlenen halk eğitimi merkezinde halen kurslara devam etmekte olan kursiyerlere ait çerçeve listeler elde edilmiş ve bu listelerden 30 kursiyer, kurslarda göreli eğiticilerden 6 kişi ve 1997-98 öğretim yılında kursları bitirenlerden 25 kişi ve yeterince yedek denek seçilmi;tir. Seçimlemleri şans yöntemiyle gerçekle?tirilmi?tir.

Bu işlemler sonucunda, 7 ilde, 208 kursiyer, 174 mezun ( kursu bitirmiş) ve 42 öğretmene ulaşılmıştır. Örneklemlerin evreni temsil oranları illere Süre farklı olmakla birlikte, toplam değerlerde, kursiyer örnekleminin evreni temsil oranı %2.7, mezunlarda '%1.5'dur. Evren ve örnekleme ilişkin ayrıntılı değerler Tablo:1.1'de verilmektedir.

1.4.2. Bilgi Toplama Araçlanıiın ( Anketler) Geliştirilmesi

Araştırma için üç denek grubu ( Kursiyerler, mezunlar, öğretmenler) için üç ayrı bilgi toplama aracı (A, B, C Formları) geliştirilmiştir. Bilgi toplama araçlarının bazı bölümleri paralel formlar biçimindedir (EK:1). Bilgi toplama araçları, hem nicel hem de nitel tipte veri elde edecek içerikte oluşturulmu?tur.

Araçların geliştirilmesinde; ilk aşamada literatür taraması yapılmış ve taslak anketler oluşturulmuştur. İkinci aşamada, bu taslak formlar uzman görüşüne sunulmuş ve bir pilot çalışma ile açıklık, anlaşılırlık ve kapsam yönlerinden test edilmiştir. Pilot çalışma, Ankara ilinde iki ayrı kurs yerinde (Ulus İlköğretim Okulu ve Soroptimistler Klübü Kaleiçi kurs yeri) yürütülmüştür. Son aşamada, pilot çalışma sonuçları değerlendirilmiş ve her üç formda da bazı düzeltmeler ve/veya eklemeler yapılarak bilgi toplama araçlanna son biçimi verilmi?tir.

1.4.3. Verilerin Elde Edilmesi ( Uygulama)

1. kademe okuma - yazma kurslanna ilişkin il ölçeğindeki veriler MEB-ÇYEGM dokümanları ve il milli eğitim müdürlüklerinden elde edilmiştir.

Anket uygulama süreci ise şöyle özetlenebilir :

-Öncelikle yetişkin eğitimi konusunda deneyimli eleman seçimine özen gösterilmiştir. Anketörler ( görüşmeciler) uygulamadan önce topluca eğitime alınmışlar ve hazırlanan yönerge ( EK : 2) doğrultusunda uygulamanın nasıl yapılacağı konusunda eğitilmişlerdir.

-Tüm uygulamalar kurs yerlerinde gerçekleştirilmiştir. Uygulama yapılması planlanan 1997 yılı mezunlarının kurs yerlerine gelmeleri dosyalardaki adresler ve mezunların birbirlerini bulmaları yoluyla sağlanmıştır.

-Anket uygulamaları, deneklerin okuma ve yazma konusundaki durumları dikkate alınarak, öğretmenler dışındaki iki gruba (kursiyer ve mezunlar) yüzyüze gerçekleştirilmiştir. Görüşmeciler, her bir denekle ayrı ayrı görüşmüşler ve soruları birer birer okuyup açıklayarak aldıkları yanıtları kaydetmişlerdir. Kayıt işlemi, açık uçlu sorularda, bazan özet alma biçiminde bazan da deneğin ifadesinin aynı şekilde kaydedilmesi biçiminde yürütülmü?tür. Her denekle görü?me ortalama olarak 30 dakika sürmü?tür.

-Öğretmenlere yönelik uygulama ise, anketlerin öğretmenlere dağıtılması, gerektiğinde öğretmenlerin sorularına yanıt verilmesi ve anketlerin öğretmenler tarafından doldurulması biçiminde gerçekle?tirilmi?tir.

1.4.4. Verilerin Analizi :

Öncelikle tüm anketlerin doğru doldurulup doldurulmadığı araştırmacılar tarafından teker teker kontrol edilmiştir. Verilerin bilgisayara yüklenmesi ve istenilen istatistiksel analizler için yönerge oluşturulmuş, veriler bu yönerge doğrultusunda girilmiş ve analiz edilmiştir. Veriler, genellikle frekans ve yüzdeler biçiminde özetlenmiştir. Açık uçlu maddelere ilişkin nitel veriler ise, gruplandırılarak sunulmuş ve yorumlanmıştır. Bazı deneklerin görüşleri, gerektiğinde, kendi ifadeleriyle rapor edilmiştir.

1.5. Tanımlar ve Kısaltmalar

Kursiyer: Halen I. Kademe okuma-yazma kursarına devam edenler.

Mezun : 1. Kademe okuma-yazma kurslannı bitirmiş ve belge almış olanlar.

MEB:Milli Eğitim Bakanlığı

HEM: Halk Eğitim merkezi

BÖLÜM 2

BULGULAR ve YORUM

Bu bölümde, araştırma bulguları ve yorumlar sunulmaktadır. Bulguların sunuluş sırası; genel bulgular, kursiyerlere ilişkin bulgular, mezunlara ilişkin bulgular ve öğretmenlere ilişkin bulgular biçimindedir.

2.1. Birinci Kademe Okuma-Yazma Kurslanna İlişkin Genel Bulgular

Araştırma kapsamında bulunan illerde, 1998-99 öğretim yılında yürütülen okuma yazma kurslarına ilişkin sayısal bilgiler Tablo: 2.1'de görülmektedir.

Tablo 2.1: Okuma-Yazma Kursları, Toplam ve Kadın Kursiyer Sayılarının İllere Göre Dağılımı (1998-99 Üğretim Yılı - 30 Mayıs 1999 itibariyle)
İllerKurs Sayısıtoplam kursiyerKadın kursiyerKadın kursiyer

Sayısısayısıyüzdesi

Ankara2447432468.3
İstanbul2425904419971.1
Antalya59102550949.6
Rize6464663297.8
Van5097229129.9
Diyarbakır1122692129047.9
Mardin53122439432.2
Toplam60412937763959.0
Araştırma kapsamında yer alan 7 ilde 1998-99 öğretim yılında toplam 604 kurs açıldığı gözlenmektedir. En fazla kurs açılan iller, İstanbul ve Diyarbakırdır. sözkonusu kurslara katılan kursiyer sayısı 12.937, kurslardaki kadın yüzdesi ise %59'dur. Bir başka deyişle kurslara katılanların yarısından fazlasının kadın olduğu görülmektedir. Kadın kursiyerlerin ağırlıklı olduğu iller, Rize, İstanbul ve Ankara'dır.

2.2. Kursiyerlere İlişkin Bulgular ve Yorum

Bu bölümde kursiyerlere ilişkin bulgular ve yorumlar sunulacaktır. Bulgular; kişisel billgiler, kurslara ilişkin görü?ler, kursiyerlerin kurslardan beklentilerine ilişkin alt başlıklar halinde yer alacaktır.

2.2.1. Ki?isel Bilgiler

Araştırma kapsamında yer alan kursiyerlerin illere ve yaşlara göre dağılımı tablo : 2.2'de verilmektedir.
İller 14-23 yaş

Sayı Yüzde

24-33 yaş

Sayı Yüzde

34-43 yaş

Sayı Yüzde

44 ve üstü

Sayı Yüzde

Toplam

Sayı Yüzde

Ankara 26.9 413.8 931.0 1448.3 2913.9
Antalya 413.3 516.7 1240.0 930.0 3014.4
Diyarbakır 2790.0 26.7 13.3 - - 3014.4
İstanbul 310.0 413.3 826.7 1450.0 3014.4
Mardin 1550.0 930.0 713.3 26.7 3014.4
Rize 13.4 - - 1344.8 1551.7 2913.9
Van 930.0 826.7 826.7 516.7 3014.4
Toplam 6129.3 3215.4 5526.4 6028.8 208100.0
Tablo incelendìğinde, kursiyerlerin ağırlıklı olarak üç yaş grubuna ( 14- 23, 34-43 ve 44+ yaş) dağıldıkları gözlenmektedir. Bu dağılımda, 14-23 yaş grubunun ilk sırada yer alması dikkat çekicidir. Bulgular, iller düzeyinde ele alındığında, özellikle Diyarbakır (%,90.0) ve Mardin'de (%50.0) genç kızlann yoğunluğu dikkatleri bu gruba çekmektedir. Bir kısmının zorunlu eğitim çağında bulunduğu bu grubun, okuma- yazma kurslarına devam ediyor olmaları zorunlu eğitime devam konusundaki bazı sıkıntıları akla getirmektedir.

Tablo 2.3, 2.4 ve 2.5 kursiyerlerin ilköğretime devam edip etmediklerine ilişkin bulguları vermektedir.

Tablo 2.3. Kursiyerlerin İlkokula Devam Durumlan
Okula devam Sayı Yüzde
Devam etti 40 19.2
Devam etmedi 168 80.8
Toplam 208 100.0

Tablo 2.4. Kursiyerlerin İlkokul Diplomasına Sahip Olma Durumları İlkokul diploması
İlkokul diploması Sayı Yüzde
Var 5 12.5
Yok 35 87.5
Toplam 40 100.0

Tablo 2.5. Kursiyerlerin İlkokuldan Aynldığı Sınıflar
Sınıflar Sayı Yüzde
Birinci sınıf 13 37.1
İkinci sınıf 6 17.1
Üçüncü sınıf 7 20.0
Diğer sınıflar 9 25.7
Topla m 35 100.0
Sözkonusu tablolar topluca değerlendirildiğinde, yaklaşık olarak her 5 kursiyerden birisinin daha önceki yıllarda ilköğretime devam ettiği gözlenmektedir· Okula devam edenlerden sadece 5 kişinin ilköğretim diplomasına sahip olduğu, geriy e kalanların çeşitli ara sınıflardan okullarını terkettikleri anlaşılmaktadır.

Öte yandan, kursiyerlerin '%17.3'ünün kurslara ikinci kez katıldıkları gözlenmektedir (Tablo: 2:6). Bıı bağlamda, bir-iki yıl ilköğretime devam etmiş ya da bir kez okuma yazma kursuna katılmış kişilerin, yeniden okuma-yazma kurslarına devam etmeleri hem ilköğretim hem de okumayazma kurslarınım etkililiği açısından düşündürücüdür.

Tablo 2.6. Kursiyerlerin Okuma-yazma Kursuna Katılma Sayıları
SayıYüzde
İlk kez17182.2
İkinci kez3617.3
Üçüncü kez10.5
Toplam208100.0
Tablo 2.7 ve 2.8'de, kursiyerlerin medeni durumları ve çocuk sahibi olup olmadıklanna ilişkin bulgular yer almaktadır.

Tablo 2.7. Kursiverlerin Medeni Durumları
Medeni durum Sayı Yüzde
Evli 134 64.4
Bekar 62 298
Boşanmış,dul 12 5.8
Toplam 208 100.0

Tablo 2.8. Kursiyerlerin Çocuk Sayıları
Çocuk sayısıSayıYüzde
Yok64.1
Bir çocuk32.1
İki çocuk3624.7
Üç ve daha fazla10169.2
Toplam146100.0

Tablolar incelendiğinde, kursiyerlerin yarısından fazlasının (%64.4) evli, evli ve boşanmış olanların da %69.2'sinin üç ve daha fazla sayıda çocuğa sahip oldukları gözlenmektedir. Hatta, uygulama sırasındaki tesbitler, kadınların çoğunluğunun 6-7 çocuğa sahip oLduklarını ortaya koymaktadır. Böyle bir bulgu, kadınların eğitim düzeyi ile doğurganlık düzeyLeri arasındaki ters yönlü ilişkileri destekler niteliktedir. Öte yandan, çocuk sayısının fazlalığının kursa devamı ve başarıyı güçleştirici bir faktör olduğu da unutulmamalıdır. Böyle çok çocuklu kadınları kurslara çekebilmenin bile başarı olduğu söylenebilir.

Araştırmaya katılan kursiyerlerin, doğum yerlerine ilişkin bulgular Tablo:2.9'da sunulmaktadır.

Tablo 2.9. Kursiyerlerin Doğum Yerleri
Doğum yeriSayıYüzde
Köy12560.1
Kasaba, belde115.3
İlçe merkezi2411.5
İI merkezi4823.1
Toplam208100.0
Tablo incelendiğinde, kursiyerlerin üçte ikiye yakın bir bölümünün köy doğumlu oldukları gözlenmektedir. (Öte yandan, kentlerde doğmuş olan kursiyerlerin köy ya da kent kökenli ailelerden gelip gelmediklerine ilişkin olarak elde bir bulgu yoktur. Bu bulguya dayanarak, okumaz-yazmazlığın kırsal kesimden gelen kadınlar için daha ciddi bir sorun olduğu söylenebilir.

Tablo 2.10 kursiyerlerin istihdam durumlarına ilişkin bulguları sunmaktadır.

Tablo 2.10. Kursiyerlerin Çalışma Durumu
Çalışma durumu Sayı Yüzde
Çalışıyor 37 17.8
Çalışmıyor 171 82.2
Toplam 208 100.0
Tablo incelendiğinde, kursiyerlerin sadece %17.8'inin ücretli bir işte çalıştığı gözlenmektedir. Öte yandan, istihdam durumunda olanların, ne iş yaptıkları ve nerede çalıştıklarına ilişkin açık uçlu soruya verdikleri yanıtlar, çalışanların çoğunluğunun halıcılık ve kilimcilik yaptığını, temizlik işçisi olduğunu ve çeşitli dokuma atölyelerinde çalıştığını ortaya koymaktadır. Bu bulgular, kadınların, hem eğitimsizlik hem de işsizlik olgusuyla karşı karşıya bulundukları konusurıda ciddi ipuçları sunmaktadır.

2.2.2. Kurslara ilişkin Görüşler

Bu alt bölümde, kursiyerlerin ; öğretmenleri, öğretim materyalleri, kurs ve ders süreleri, kurslarda kullanılan araç-gereçler, kurs yerlerinin fiziki koşulları ( büyüklük, ısıtma, aydınlatma vb.) ve kursa devamları sırasında karşılaştıkları sorunlara ilişkin görüşleri sunulmaktadır.

Kursiyerlerin Öğretınenlerine İlişkin Görüşleri

Tablo : 2.11, 12, 13 ve 14, kursiyerlerin öğretmenlerine ilişkin görüşlerine yer vermektedir.

Tablo 2.11. Kurs Öğretmenlerinin Kursiyerlerin Seviyelerine İnme Durumu
Seviye Sayı Yüzde
İniyor 205 98,6
İnmiyor 3 1.4
Toplam 208 100.0

Tablo 2.12. Kursiyerlerin Öğretmenle Rahat İletişim Kurma Durumu
İletişim Sayı Yüzde
Kuruyor 206 99.0
Kuramıyor 2 1.0
Toplam 208 100.0

Tablo 2.13. Kurs Öğretmeninin Dersi Zevkli Hale Getirme Durumu
Zevkli hale getirmeSayıYüzde
Getiriyor208100.0
Getiremiyor--
Toplam208100.0

Tablo 2.14. Kurs Öğretmeninin Kursiyerleri öğrenmeye istekli hale getirme durumu
İstekli hale getirmeSayıYüzde
Getiriyor208100.0
Getiremiyor--
Toplam208100.0
Tablolar (2.11, 2.12, 2.13, 2.14) topluca değerlendirildiğinde, kursiyerlerin hemen hemen tamamının, öğretmenlerine ilişkin sorulara olumlu yanıt verdikleri gözlenmektedir. Bir başka deyişle, kursiyerler, büyük bir görüş birliği içinde, seviyelerine inme, rahat iletişim kurma, dersi zevkli hale getirme ve kursiyerleri öğrenmeye istekli hale getirme konularında öğretmenlerini oldukça başarılı bulmaktadırlar. Nitekim, uygulamalar sırasında da kursiyerlerin öğretmenlerine olan bağlılık ve sevgileri sık sık gözlenmiştir. Böyle bir bulgu, kursiyerlerin, öğretmenlerine iiişkin gönül bağlarını ve öğretmenleriyle nasıl bir bütünleşme içinde olduklarını sergilemektedir. Ayrıca, öğretmeni, aydınlığa giden yvlda sarıldıkları y·eni bir ümit ışığı olarak algılamakta olabilirler.

Öğretim Materyallerine İlişkin Görüşler

Tablo 2.15 ve 2.16'da, öğretim materyallerinin kurslara ulaşma durumu ve her kursiyere verilip verilemediğine ilişkin bulgular yer almaktadır.

Tablo 2.15. Kursiyerlere Öğretim Materyallerinin Ulaşma Durumu
Materyal ulaşmasıSayıYüzde
Kurs başlangıcında8138.9
Bir kaç gün sonra12057.7
Hala ulaşmadı73.4
Toplam208100.0

Tablo 2.16. Kursiyerlerin Herbirine Öğretim Mateıyali Verilme Durumu
Materyal dağıtımı Sayı Yüzde
Herkes aldı 189 94.0
Bazıları alamadı 12 6.0
Toplam 201 100.0
Tablolar incelendiğinde, kursiyerlerin yarısından fazlasına (%57.7) öğretim materyallerinin kurs başladıktan bir-kaç gün sonra ulaştığı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda, öğretim materyallerinin kursiyerlere ulaştırılması konusunda zaman zaman gecikmeler yaşandığı söylenebilir. Öte yandan, kursiyerlerin hemen hemen tamamına öğretim materyali verildiği gözlenmektedir.

Öğretmenlerin, öğretim materyallerini ne ölçüde izlediklerine ilişkin soruya alınan yanıtlara göre (Tablo : 2.17), kursiyerlerin büyük bir bölümü (%84.1) öğretmenlerin materyalleri tamamen izlediklerini ifade etmektedirler. Ancak, %16 civanndaki "hiç" ve "kısmen" derecelerindeki görüşler de ihmal edilmemelidir.

Tablo 2.17. Öğretmenlerin öğretim Materyallerini İzleme Durumları
Materyal izlenmesi Sayı Yüzde
Tamamen 169 84.1
Kısmen 29 14.4
Hiç 3 1.5
Toplam 201 100
Tablo 2.18, 2.19 ve 2.20, kursiyerlerin öğretim materyallerinin içeriğine ilişkin görüşlerini vermektedir.

Tablo 2.18. Öğretim Materyallerindeki Resimler ile Konular Arasındaki İlişki
Konu-ResimSayıYüzde
İyi anlaşılıyor18793.0
Az Anláşılıyor147.0
Hiç anlaşılmıyor--
Toplam201100.0

Tablo 2.19. Öğretim Materyallerindeki Cümlelerin Anlaşılma Durumu
Cümleler Sayı Yüzde
İyi anlaşılıyor 189 94.0
Az lnlaşılıyor 12 6.0
Hiç anlaşılmıyor - -
Toplam 201 100.0

Tablo 2.20. Öğretim Materyallerindeki Konuların-İlgi Çekme Durumu
Konuların ilgi çekmesi Sayı Yüzde
İyi 173 86.1
Orta 24 11.9
Az 4 2.0
Toplam 201 100.0
Tablolar incelendiğinde, kursiyerlerin büyük bir bölümünün, öğretim materyallerinin içeriğine olumlu dönüt verdikleri gözlenmektedir. Örneğin, kursiyerlerin "%93'ü resimler ile konular arasındaki ilişkilerin iyi anlaşıldığını, "%90.9'u cümlelerin iyi anlaşıldığını, "%83.2'si de konuların ilgi çekici olduğunu belirtmektedirler. Bununla birlikte, konuların ilgi çekiciliğine ilişkin "orta" ve "az" derecelerindeki görü?ler (%13.9), konuların, kursiyerlerin özellikleri dikkate alınarak yeniden güzden geçirilmesi gereğini gündeme getirmektedir.

Kurs ve Ders Süreleri

Kursiyerlerin, kurs süreleri, ders süreleri ve derslerin zamanlarına ilişkin görüşleri tablo: 2.21, 2.22 ve 2.23'de yer almaktadır.

Tablo 2.21 Kurs Süresinin Yeterli Olma Durumu
Kurs süresiSayı Yüzde
Yeterli59 28.4
Yetersiz149 71.6
Toplam208 100.0

Tablo 2.22. Bir Ders Süresinin Yeterli Olma Durumu
Ders süresiSayıYüzde
Yeterli14971.6
Fazla94.3
Az5024.0
Toplam208100.0

Tablo 2.23. Kurs Zamanının Kursiyerlere Uygunluğu
Kurs zamanı Sayı Yüzde
Uygun 195 93.8
Uygun değil 13 6.
Toplam 208 100.0

Birinci Kademe Eğitim Programı'nda kurslann normal süresi 45 ders (90 saat) olarak öngörülmüş, bu sürenin kursa katılanlann ilgi ve ihtiyaçları dikkate alınarak azaltılıp-uzatılabileceği belirtilmiştir. Tablo: 2.21 incelendiğinde kursiyerlerin yarısından fazlasının (%,71.6) kurs süresini yetersiz buldukları gözlenmektedir. Bu bağlamda, kursiyerlerin temel öğrenme ihtiyaçlarının karşılanmasında kurs süresinin yetersiz kaldığı açıkça gözler önüne serilmektedir. Nitekim, bazı kursiyerlerin ankette yer alan "diğer görüşler" bölümünde, kurs süresinin uzatılmasını önerdikleri gözlenrrıektedir.

Bir ders süresi, programda 90 dakika olarak öngörülmüştür. Bu sürenin uygun olup olmadığına ilişkin görüşler incelendiğinde (tablo: 2.22),kursiyerlerin yaklaşık dörtte üçünün 90 dakikalık süreyi uygun buldukları gözlenmektedir.

Kadın kursiyerlerin ev işleri, çocuk bakımı ve iş yaşamlarına ilişkin yükümlülükleri dikkate alındığında, kursların zamanlanması, kursa katılımı önemli ölçüde etkileyen bir unsurdur. Eğitim programı, 45 derslik programın uygulanmasında büyük bir esneklik sunmaktadır. Bir başka deyişle; kurslar, gündüzleri veya akşamlan, ·haftaiçi veya hafta sonlan ve günün değişik saatlerinde yürütülebilmektedirler. Bu bağlamda, kursa devam edenlerin büyük bir bölümü (%93.8), kurslann zamanını uygun bulmaktadırlar (Tablo: 2.23). Ancak, uygulamalar sırasındaki gözlem ve görüşmeler, kurslann aralıkh sunuluşunun ( örneğin haftada iki gün ya da sadece hafta sonları) öğrenmeyi olumsuz yönde etkilediği ve daha sık düzenlenmesi konularında ipuçlan vermektedir.

Kurslarda Kııllanılan Araç-Gereçler

Kurslarda kullanılan araç-gereçlerin neler olduğu sorusuna verilen yanıtlar incelendiğinde, kurs yerlerinde en fazla kullanılan araç-gereçlerin; yazı tahtası, tebeşir ve tahta kalemi, defter, kalem ve silgi olduğu gözlenmektedir. Bunlara ek olarak, kurs yerlerinin yarısından fazlasında fiş kullanıldığı saptanmıştır.

Bina, Derslik ve Diğer Mekanlar

Kursların yürütüldüğü bina, derslik ve diğer mekanlann, kurslar için ne ölçüde uygun olduğuna (büyüklük, ısı, aydınlatma, havalandırma, gürültü vb. fiziksel koşullar) ilişkin kursiyer görüşleri Tablo: 2.24'de sunulmaktadır.

Tablo 2.24. Kursun Yapıldığı Dersliklerin Uygunluğu
DersliklerSayYüzde Çok uygun15474.0 Kısmen uygun4320.7 Uygun değil115.3 Topla208100.0 Tablo 2.24'den de izlenebileceği gibi, kursiyerlerin yaklaşık dörtte üçü kurs yerlerini eğitim için çok uygun bulmaktadırlar. Bunu, "%20.7 ile kısmen uygun diyenler izlemektedirler. Bu bulgulara göre, kurs yerlerinin çoğunluğunun kurslar için uygun olduğu anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, sayıları az da olsa, bazı yerlerin kurslar için uygun hale getirilmesi ya da daha uygun kurs yerlerinin bulunması gerekmektedir.

Kurslara Devanı Sırasında Karşılaşılan Güçlükler ve Kursu Terketme

Sorunu

Kursiyerlerin kursa devam sırasında karşılaştıkları sorunlar-güçlükler Tablo: 2.25'de görülmektedir.

Tablo 2.25. Kursa Devam SırasındaKarşılaşılan Güçlükler (N =131)
Karşılaşılan güçlükler Sayı Yüzde
Ailenin karşı çıkması 22 16.8
Kurs ÿerinin uzaklığı