Türkiye-AT İlişkileri


Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki ilişkiler, Avrupa Topluluğu (AT) ile 12 Eylül 1963 tarihinde imzalanan ve 1 Aralık 1964 tarihinde yürürlüğe giren Ankara Anlaşması'nın temel oluşturduğu ortaklık rejimi çerçevesinde gelişmektedir.

Ankara Anlaşması'nda, Türkiye ile AT arasında kurulan ortaklığın, nihai amacı olan, Türkiye'nin tam üyeliği yönünde gelişmesinin üç dönemden geçerek gerçekleşmesi öngörülmüştür. Bunlar, hazırlık dönemi, geçiş dönemi ve son dönemdir. Geçiş döneminde Türkiye ile AT arasındaki ilişkiler, Ankara Anlaşmasının yanı sıra, 23 Kasım 1970'de imzalanan ve 1 Ocak 1973 tarihinde yürürlüğe giren Katma Protokol uyarınca düzenlenmiştir. Geçiş döneminde, taraflar arasında sanayi ürünlerini konu alan bir gümrük birliğinin tedricen gerçekleştirilmesi, işçilerin karşılıklı olarak serbest dolaşımının sağlanması, tarım ürünlerinde giderek genişleyecek bir tercihli ticaret rejiminin uygulanması, Katma Protokolün belirlediği alanlarda Türkiye ile AT arasında mevzuat ve politikaların yaklaştırılması ile şartların elverdiği ölçüde, hizmetlerin serbest dolaşımı süreçlerinin başlatılması öngörülmüştür.

Ankara Anlaşmasının 2. maddesinde Türkiye ile AT arasında başlatılması öngörülen gümrük birliği, yine Ankara Anlaşmasının 10. maddesine göre, Topluluk üyesi Devletlerle Türkiye arasında, ithalatta olduğu gibi ihracatta da gümrük vergileri ve eş etkili vergi ve resimlerin, miktar kısıtlamalarının ve eş etkili başka her türlü tedbirin yasaklanmasını; Türkiye'nin üçüncü ülkelerle ilişkilerinde, Topluluğun ortak gümrük tarifesinin kabulünü ve Toplulukça dış ticaret konusunda uygulanan sair mevzuata yaklaşmayı kapsamaktadır.

Gümrük Birliği'nin (sınai ürünlerde) tamamlanmasını izleyen dönem, Ankara Anlaşmasında "son dönem" olarak adlandırılmaktadır. Bu dönemde, Türkiye ile Topluluk arasında, özellikle, tarım ürünleri ticaretinde, önce tavizli rejimin genişletilmesi, tedricen serbest dolaşıma geçilmesi (ancak, bunun için Türkiye'nin tarım politikası ile AT'nin tarım politikasının yaklaştırılması gerekmektedir); kişilerin, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımının sağlanması yönünde somut adımlar atılması; Türkiye'nin geniş anlamda rekabet hukuku mevzuat ve uygulamalarının Topluluk sistemiyle giderek tam uyumlu hale getirilmesi; Türkiye ile Topluluk arasında ekonomik ve hatta sosyal politika koordinasyonunun tedricen güçlendirilmesi ve dış ticaret politikalarının tam uyumlu hale getirilmesi yönünde somut gelişmelerin olması gerekmektedir. Ankara Anlaşması, son dönem için bir süre saptamamış, bunu taraflara bırakmıştır.

Ayrıca, Ankara Anlaşması'nın 28. maddesi uyarınca, anlaşmanın işleyişi, Topluluğu Kuran Antlaşmadan doğan yükümlülüklerin tümünün Türkiye tarafından üstlenilebileceğini gösterdiğinde, Âkit Taraflar, Türkiye'nin Topluluğa katılması olanağını inceleyeceklerdir.

Geçiş döneminde Türkiye-AT ortaklık ilişkileri beklendiği gibi gelişmemiş ve 1980'li yıllarda "donma" noktasına gelmiştir. 1990'ların başından itibaren canlanmaya başlayan ilişkiler çerçevesinde Gümrük Birliği'nin en geç 1995'de tam olarak gerçekleşmesini teminen 1993 yılında Türkiye-AT Gümrük Birliği Yönlendirme Komitesi kurulmuş, söz konusu Komitede hazırlanan Ortaklık Konseyi Karar Taslağı, 6 Mart 1995 tarihli Ortaklık Konseyinde karara bağlanmıştır.

6 Mart 1995 tarihli ve 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı (OKK) ile, Türkiye ile AT arasında, sanayi ürünlerini konu alan bir Gümrük Birliği'nin tam olarak kurulması aşamasına gelinmiştir. Ortaklık Konseyinin 1/95 sayılı bu kararı, beraberindeki iki metinle, Türkiye ile AT arasındaki ortaklık ilişkisinin 1 Ocak 1996'da başlayan son döneminin gelişme doğrultusunu belirlemektedir.

1/95 sayılı OKK'da, Türkiye ile AT arasındaki Gümrük Birliği'nin tam olarak işlemeye başlaması için, Türkiye'nin gümrükler ve dış ticaret mevzuatı konularında yerine getirmesi gerekli uyum çalışmaları yanında, rekabet hukuku, fikri ve sınai haklar, sınai mevzuat alanlarında mevzuatını AT hukuk düzenine yaklaştırması için göz önünde tutması gerekli AT mevzuatı da belirtilmektedir. Kararda, Türkiye'nin yukarıda anılan alanlardaki mevzuat yaklaştırmasının önemli bir bölümünü 31 Aralık 1995 tarihine kadar tamamlamak durumunda olduğu belirtilmektedir. Ortaklık Konseyi Kararı'nın diğer önemli bir bölümü de, Gümrük Birliği'nin 1996 yılı ve sonrasında sağlıklı biçimde işlemesi için alınması gerekli tedbirler ile izlenmesi gerekli usulleri tespit etmekte, bu amaçla, ortaklığın kurumsal veçhelerini, özellikle danışma prosedürleri açısından takviye edici yeni düzenlemeler getirmektedir.

6 Mart 1995'de toplanan Ortaklık Konseyinden geçen ikinci metin, Ortaklık İlişkilerinin Gelişmesine İlişkin İlke kararıdır. İlke Kararında, ortaklık rejiminin son dönemine ilişkin olarak, Türkiye-AT ilişkilerinin gelişme yönünü belirleyici konularda yapılacak çalışmaların genel çerçevesi ortaya konmaktadır. Bu çerçevede; Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu Antlaşmasının kapsamına giren ürünlerin taraflar arasında serbest dolaşımını sağlayacak müzakerelerin ve tarım ürünlerine karşılıklı olarak tanınacak yeni tavizlere ilişkin müzakerelerin 1995 yılında tamamlanması ilke olarak kabul edilmektedir. Ayrıca, taraflar arasında makroekonomik konularda bilgi ve görüş alış verişinin başlaması kabul edilmekte ve enerji, taşımacılık, telekomünikasyon alanlarında Trans-Avrupa alt yapı projelerine Türkiye'nin katılımı başta olmak üzere, taraflar arasında geniş bir çerçevede işbirliğinin sağlanması amacıyla ortak çalışmalar yapılması düşünülen öncelikli alanlar tespit edilmektedir. Söz konusu öncelikli alanlar arasında sanayi, ulaştırma, enerji, telekomünikasyon, tarım ve çevre gibi sektörlerin yanısıra, istatistik, adalet ve içişleri, tüketicinin korunması, kültür, enformasyon ve haberleşme gibi konular da bulunmaktadır. Bu çerçeveden hareketle, gerek anılan sektörlerde taraflar arasında işbirliğinin hayata geçirilmesi, gerek Trans-Avrupa projelerine ülkemizin katılım olanaklarının araştırılması yönünde çaba gösterilmesi önem arzetmektedir.

6 Mart 1995 tarihli Ortaklık Konseyi toplantısında ele alınan üçüncü metin, Mali İşbirliğine İlişkin Topluluk Bildirisidir. Bildiride Topluluk tarafı, Türkiye ile mali işbirliğine, Gümrük Birliği'nin işlemeye başlamasıyla birlikte yeniden başlanacağını ve bu konudaki ayrıntılı düzenlemelerin 1995 yılının ikinci yarısında belirleneceğini taahhüt etmektedir.

1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı, ayrıca, işlenmiş tarım ürünleri açısından ithalat rejiminde yeni düzenlemeler yapılmasını öngörmektedir. Topluluk tanımlamasına göre, işlenmiş tarım ürünleri, bünyesinde tahıl, şeker ve süt bulunduran ürünlerdir.

1/95 sayılı OKK'da, Katma Protokolde öngörüldüğü şekilde, tarım ürünlerinin serbest dolaşımını sağlama hedefi teyid edilmektedir. Bu amaçla, Türkiye ve Topluluğun birbirine uyguladığı tercihli rejimin iyileştirilmesi ve Türk tarımının Topluluk Ortak Tarım Politikası'na (OTP) uyumu ile tarım ürünlerinin serbest dolaşımı öngörülmektedir. Tercihli rejimin iyileştirilmesi konusunda Toplulukla yapılan görüşmeler devam etmektedir.

Ortaklık Konseyinin 1/95 sayılı Kararının önemli bir kısmı, sanayi ürünlerinin serbest dolaşımına yönelik engellerin kaldırılması ve özellikle Türk ekonomi hukukunun, Gümrük Birliği'nin iyi işlemesini temin etmek amacıyla, doğrudan ilgili alanlarda, Topluluk sistemine yaklaştırılmasını hedef alan hükümlerden oluşmaktadır. Bu çerçevede Türkiye, 1994-95 yılında, gümrükler ve dış ticaret alanı yanında, rekabet ve fikri ve sınai haklar alanında da çok yoğun bir yasalaştırma hareketini gerçekleştirmiştir. Ancak, 1/95 sayılı OKK'ya göre 1995-1996 yılında alınması gereken tüm tedbirler henüz tamamen alınabilmiş değildir. Söz konusu eksikliklerin giderilmesine yönelik çalışmalar devam etmektedir.

İşlenmiş tarım ürünlerindeki sanayi paylarının tedricen kaldırılması doğrultusunda Türkiye, 1 Ocak 1996 tarihinde yürürlüğe giren İthalat Rejimi Kararı ve bunu izleyen ithalat rejimi kararları ile, 1/95 sayılı OKK'da öngörülen takvime uygun olarak bu alandaki yükümlülüklerini yerine getirmektedir.

95/7603 sayılı Karar ile 1 Ocak 1996 tarihi itibarıyla, 12 ve 22 yıllık listelerde yer alan ürünlerde, Topluluğa karşı gümrük vergileri kaldırılmış ve üçüncü ülkelere karşı Türk Gümrük Tarifesi'nin, Topluluk Ortak Gümrük Tarifesi'ne uyumu sağlanmıştır. 1993 yılı İthalat Rejimi'yle ilk kez topluluk çıkışlı bazı tarım ürünlerine tanınan tavizli rejim, 1994 yılında oranlar itibarıyla iyileştirilmiştir. Topluluk ile Türkiye arasındaki tarım tavizleri görüşmelerine 1996 yılında da devam edilmiştir. Sanayi ürünleri ithalatından alınan Toplu Konut Fonu (TKF) kesintileri de 1.1.1996 tarihi itibarıyla kaldırılmıştır. Tarım ürünleri ithalatından alınan TKF kesintileri de 1997 İthalat Rejimi Kararı ile kaldırılmıştır.

Ayrıca, dış ticaret alanında ithalatta korunma ve gözetim önlemleri, tekstil ürünleri ithalatı, dahilde ve hariçte işleme rejimi, haksız ticari uygulamalar gibi konularda düzenlemeler yapılmıştır.

Türk dış ticaret politikası ile Topluluğun ortak ticaret politikası arasında uygulama paralelliği sağlanması amacıyla da İthalatta Haksız Rekabeti Değerlendirme Kurulu, İthalatta Gözetim ve Korunma Önlemlerini Değerlendirme Kurulu, Türkiye'nin Ticari Haklarını Değerlendirme Kurulu ve Tekstil Ürünleri İthalatında Gözetim ve Korunma Önlemlerini Değerlendirme Kurulu kurulmuştur.

Gümrük Birliği'nin aksamadan işlemesini sağlamak bakımından en önemli düzenlemelerden birisi Türk gümrük mevzuatının AT gümrük mevzuatına uyumudur. Bu amaçla, 1615 sayılı Gümrük Kanununda değişiklik yapan 564 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkarılmıştır.

Ancak, söz konusu KHK akçeli ve cezai hükümler içermediğinden, bu hükümleri de kapsayacak şekilde, Topluluğun Gümrük Kodu'nu ve Uygulama Yönetmeliği'ni esas alan yeni bir Gümrük Kanunu Tasarısı hazırlanmıştır. Anılan tasarının, önümüzdeki günlerde kanunlaşması beklenmektedir. Bunun yanısıra, Türk Gümrük İdaresi'nin teşkilatı ve altyapısı topluluk sistemiyle uyumlu hale getirilecektir.

Topluluk ile Türkiye arasında gümrük alanında uygulanacak rejimi belirleyen Topluluk Köprü Mevzuatı Türk gümrüklerinde de uygulamaya geçirilmiştir.

İhracı izne bağlı mallar ile yasak mallar listesini de kapsayacak şekilde, ihracatta uygulanan ortak kurallarla ilgili ve topluluk mevzuatına özü itibarıyla benzer mevzuat, 1995 yılı sonu itibarıyla, uygulanmaya konmuştur.

Ticaret Politikası araçlarına ilişkin topluluk mevzuatına uyum sağlanması çerçevesinde, daha önce ihracında Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu (DFİF) kesintisi uygulanan ürünlerden fındık, zeytinyağı, çavdar, hayvan derileri ve postları haricindeki ürünlere uygulanmakta olan söz konusu kesinti kaldırılmıştır.

Rekabet Hukuku alanında, piyasada iktisadi rekabetin korunması amacıyla çıkarılan 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'da öngörülen Rekabet Kurulu'nun üyeleri Bakanlar Kurulu tarafından atanmış olup; Kurul 5 Mart 1997 tarihinde görevine resmen başlamış bulunmaktadır. Rekabet Kurulunun en kısa sürede Rekabet Kurumu Teşkilatı'nı oluşturarak, 1/95 sayılı OKK'da yer alan rekabet hukukuna ilişkin hükümleri hayata geçirmesi beklenmektedir.

Öte yandan, rekabetin korunmasını amaçlayan mevzuatın etkili biçimde uygulanmasını temin amacıyla, Topluluğun blok muafiyete ilişkin düzenlemelerinde ve Topluluk içtihadında benimsenmiş bulunan ilkeler paralelinde hazırlanacak olan mevzuatın 1996 yılında uygulamaya konması gerekirken, bu konudaki çalışmalar henüz tamamlanamamıştır. Rekabet Kurulunun, tebliğler çıkarmak suretiyle bu düzenlemeleri yapması beklenmektedir.

Devlet yardımları alanında, tekstil ve hazır giyime ilişkin mevzuatın AT ile paralellik göstermesi nedeniyle, mevcut durum resmi beyan ile Topluluğa bildirilmiş bulunmaktadır.

Küçük ve Orta Boy İşletmeler'in (KOBİ) desteklenmesi ile ilgili mevzuat değişikliği çalışmaları sürdürülmekte olup, bu çerçevede 96/8615 sayılı "Küçük ve Orta Boy İşletmeler'in Yatırımlarında Devlet Yardımları Hakkında Karar", yürürlüğe girmiştir. İhracata yönelik devlet yardımları kararı ile düzenlenen yardım programları arasında bulunan Pazar Araştırması Yardımı sadece KOBİ'lere yönelik olarak hazırlanmıştır. KOBİ'ler, söz konusu Karar'da yer alan diğer yardım programlarından da ayrıca yararlanabilmektedir.

Diğer taraftan, AR-GE ve Yurtdışı Fuarlara Katılım yardımlarının önümüzdeki yıl da mevcut şekilde yürürlükte kalmasını, Pazar Araştırması ve Çevre Yardımının yalnızca KOBİ'lere yönelik olarak düzenlenmesini, yurtdışında ofis, veya depo-mağaza açılmasına ilişkin yardımların miktarları artırılarak bütün firmalara açık olarak uygulanmasını, Eğitim Yardımının KOBİ'lere yönelik olarak ilk kez yürürlüğe girmesini ve İstihdam Yardımının 1-50 işçi çalıştıran firmalara yönelik olarak ilk kez uygulanmasını öngören karar taslakları Para-Kredi ve Koordinasyon Kurulu'na sevk edilmiş bulunmaktadır.

"Resmi Destekli İhracat Kredileri'nde OECD Düzenlemesine Uyum" 1996 yılı içinde çıkan mevzuat ile sağlanmıştır. Türkiye, resmi destekli ihracat kredileriyle ilgili AB mevzuatının esasını teşkil eden OECD Uzlaşmasına taraf olmak üzere başvurusunu yapmış bulunmaktadır. Söz konusu mevzuat ile, orta ve uzun vadeli ihracat kredileri ile kredi, sigorta ve garantileri bakımından AB mevzuatına ve uygulamalarına uyum sağlanmış bulunacaktır.

Fikri ve sınai haklar alanında, OKK'na göre, Gümrük Birliği'nin işlemeye başlamasından önce, Türkiye'nin katılması gereken uluslararası sözleşmelere katılım sağlanmıştır. Türkiye'nin katılım sağlaması gerekli diğer bazı uluslararası sözleşlmelere katılmak amacıyla hazırlıklar sürdürülmektedir.

Fikri mülkiyet haklarının AT sistemine paralel biçimde korunması amacıyla 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine İlişkin 4110 sayılı Kanun çıkarılmıştır. Ancak, bu konuda AT mevzuatına tam uyum sağlanabilmesi için bazı yeni değişikliklerin yapılması gerekmektedir. Aynı şekilde, fikri ve sınai haklarla ilgili mevzuatın uygulanmasında görev almak üzere, ihtisas mahkemelerinin kurulması cihetine gidilecektir. Anılan mahkemeler kuruluncaya kadar bu konuda geçici olarak; Asliye Ticaret, Asliye Hukuk ve Asliye Ceza Mahkemeleri görevlendirilmiştir.

Sınai Mülkiyet Hakları'nın güvence altına alınması amacıyla; patent haklarının, endüstriyel tasarımların, coğrafi işaretlerin ve markaların korunması hakkında kanun hükmünde kararnameler yürürlüğe girmiştir. Ancak bu düzenlemelerin cezai hükümler içermemesi nedeniyle ortaya çıkan boşluğun doldurulması için sınai mülkiyet hakları ile ilgili cezai hükümleri içeren 4128 sayılı kanun çıkarılmıştır.

Gümrük Birliği sürecinde piyasa ekonomisinin daha iyi işleyebilmesini sağlamak düşüncesine dayalı olarak, tüketicinin sağlık ve güvenliğinin korunması ve bilgilendirilmesi amacıyla 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun çıkarılmış ve 8.9.1995 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Ancak AT mevzuatına uyum sağlanabilmesi için bazı yeni düzenlemeler ve değişiklikler yapılması gerekmektedir. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'da kurulması öngörülen; Tüketici Konseyi, Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri ve Reklam Kurulu kurularak çalışmaya başlamıştır. Tüketici Mahkemeleri kuruluncaya kadar bu alanda geçici olarak Asliye Ticaret ve Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlendirilmiştir.

Şirketler Hukuku alanında; 559 sayılı Türk Ticaret Kanununun (TTK) Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname ile anonim şirketlerin asgari sermayesi 500.000 TL'den 5 milyar TL'ye, limited şirketlerin asgari sermayesi ise 10.000 TL'den 500 milyon TL'ye yükseltilmiştir.

Vergi Hukuku alanında, dolaylı vergilere ilişkin düzenlemelerin, AT mevzuatında yer alan esaslara uygun hale getirilmesine yönelik olarak, Özel Tüketim Vergisi Kanun Tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Plan ve Bütçe Komisyonu gündemindedir. Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununda yer alan " Ek Vergi" ile ilgili 60. maddenin de kaldırılarak, bu yükümlülüğün ÖTV kapsamında kanunlaşması sağlanmış olacaktır.

Sınai mevzuat alanında; Türk düzenlemelerinin topluluk norm ve standartlarına uyumu bakımından önem taşıyan ve 1/95 sayılı OKK'nın 8/2. maddesinde belirtilen, ticarette teknik engellerin kaldırılması konusundaki Topluluk araçlarının listesinin hazırlanabilmesi için, AT Komisyonu yetkilileri ile bir dizi toplantı yapılmıştır. Bu konudaki çalışmaların önümüzdeki günlerde hızlanması beklenmektedir. Ancak, bu listenin kesinleşmesi için bir Ortaklık Konseyi Kararı alınması gereklidir.

Akreditasyon sisteminin ulusal ve uluslararası düzeyde işlerlik kazanmasını sağlamak amacıyla hazırlanmış olan "Türkiye Akreditasyon Konseyi Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Taslağı", Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sevk edilmiştir.

Kamu ihaleleri alanında, 2886 sayılı Devlet İhale Kanununda AT mevzuatına uygun değişiklikler yapılması yönündeki hazırlık çalışmaları sürdürülmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti ve Avrupa Kömür ve Çelik Toplululuğu (AKÇT) arasında "Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğunu Kuran Antlaşmanın Yetki Alanına Giren Ürünlerin Ticareti ile İlgili Anlaşma", imzalanarak yürürlüğe girmiştir.

Türkiye ve Topluluk çıkışlı AKÇT ürünlerinin taraflar arasındaki ticaretinde uygulanan gümrük vergilerinin, miktar kısıtlamalarının ve eş etkili vergilerin kaldırılmasını, yeni gümrük vergisi veya eş etkili vergi uygulamaya konulmamasını öngören Anlaşmaya göre Türkiye, çoğunluğunu uzun ürünlerin oluşturduğu 132 kalem malda uyguladığı vergileri tedricen 3 yılda kaldıracaktır.

AKÇT'de devlet yardımları yalnızca çevre, AR-GE, kapasite indirimine yönelik teşvikler ve kapasite indirimi sonucu işten çıkarılan işçilere verilen sosyal yardımlar şeklindedir. Ancak Türkiye, Anlaşma ile sektör üretimindeki yapısal bozukluklarını gidermek amacıyla 5 yıl süre ile yeniden yapılandırma ve ürün dönüşümüne yönelik olarak devlet yardımı vermeye devam edebilecektir.

Gümrük Birliği'nin iyi işlemesi için Ortaklık Anlaşmaları AT tarafına da yükümlülükler getirmektedir. Bu açıdan, aşağıdaki hususlar, Gümrük Birliği'nin iyi işlemesi bakımından Türkiye için önem taşımaktadır:

Topluluğun Türkiye çıkışlı bir kısım ürünlerin ithalatındaki anti-damping uygulamaları bakımından, 6 Mart 1995 tarihli OKK ile fazla iyileştirme getirilememiştir. Ortaklık Konseyi, bu konudaki uygulamaları, Türkiye'nin, rekabet, dış ticaret, fikri ve sınai haklar ve devlet yardımlarının denetimi ile ilgili topluluk müktesebatının iç pazara ilişkin kısımlarını, kendi iç hukukunda uygulamaya koyması halinde askıya alabileceğini belirtmekle yetinmiştir.

İşçilerin serbest dolaşımı konusunda, Topluluk üyesi ülkelerde bulunan Türk işçilerine Anlaşmalardan ve Ortaklık Konseyi Kararları'ndan doğan ve bu ülke mevzuatlarının Topluluk Mevzuatı'yla çelişen hükümlerinin yeniden düzenlenmesi yoluna gidilmemesi nedeniyle kullanılamayan haklarını kullanabilmeleri için hukuksal alanda gerekli destek hizmetlerinin verilmesine devam edilmektedir.

Çevrenin korunmasına ilişkin mevzuatın AT mevzuatına uyumlu hale getirilmesi için gerekli mevzuat uyum çalışmaları, Çevre Bakanlığı'nın koordinasyonunda "Türkiye-AT Mevzuat Uyumu Sürekli Özel İhtisas Komisyonu - Çevre Alt Komisyon" Raporu'ndan yararlanılarak yürütülmektedir.

Mali işbirliğinin Gümrük Birliği'yle birlikte başlayacağına dair 6 Mart 1995 tarihli Topluluk Bildirisine rağmen, özellikle Gümrük Birliği'nin getireceği yeni rekabet ortamına Türk sanayi sektörünün uyum sağlamasını, Türkiye'nin Avrupa Birliği'yle alt yapı bağlantısının iyileştirilmesini ve Topluluk Ekonomisi ile Türk Ekonomisi arasındaki farkın azaltılmasını kolaylaştırmak üzere AT'den sağlanması öngörülen mali yardım süreci olağanüstü ağır bir şekilde yürümektedir.

Bu çerçevede olmak üzere, 1996 yılında sona ermiş olan Yenileştirilmiş Akdeniz Politikası (YAP) kaynağından 339,5 milyon ECU'lük bir kredi kullanım düzeyine ulaşılmıştır. Topluluğun Türkiye'ye bütçe kaynaklarından sağlayacağı hibelerle ilgili çalışmalar henüz sonuçlanmamıştır.

Öte yandan, AT'nin Akdeniz ülkelerine sağlayacağı yardımın dayandırıldığı MEDA programı 2 Ağustos 1996 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmiştir. Bu program çerçevesinde, 1996 yılında, Türkiye'ye 33 milyon ECU tutarında bir hibenin sağlanması için beş projenin MED Komite'de onayı tamamlanmıştır. Bu kaynaktan yararlandırılacak projeler ile ilgili çalışmalar taraflar arasında sürdürülmektedir.

Bunun yanında, Avrupa Yatırım Bankası'ndan (AYB) temin edilecek kredilerle ilgili teknik çalışmalar bakımından henüz önemli bir gelişme olmamıştır.