GÜMRÜK BİRLİĞİ'NİN TÜRK EKONOMİSİ
ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNİ İZLEME PROJESİ


Türkiye ile AT arasında, Ankara Anlaşmasına dayanarak kurulan ortaklığın nihai amacı, Türkiye'nin AT'ye üye olmasıdır. Ankara Anlaşması, bu amaca ulaşmak için, taraflar arasında bir gümrük birliğinin kurulmasını, temel aşama olarak belirlemiştir. Buna göre, önce, sanayi ürünlerini konu alan bir gümrük birliği kurulacak, daha sonra, Ankara Anlaşması'nda öngörülen diğer ilkeler uygulamaya konulacaktır. Bu kapsamda, işçilerin karşılıklı olarak serbest dolaşımının sağlanması, tarım ürünlerinde giderek genişleyecek bir tercihli ticaret rejiminin uygulanması ve Ankara Anlaşması'nın yanı sıra imzalanan Katma Protokol'ün belirlediği alanlarda, Türkiye ile AT arasında mevzuat ve politikaların yaklaştırılması sürecinin başlatılması öngörülmüştür. Bu çerçevede, AT, bir kısım tekstil ve petrol ürünleri dışındaki sanayi ürünlerinde, Türkiye'ye karşı, gümrük vergilerini ve eş etkili vergi ve resimleri, Katma Protokolün yürürlüğe girdiği tarihte kaldırmıştır. Türkiye ise, Katma Protokol'de, 1985 ve 1995 olarak belirlenen takvimlere göre tespit edilen 12 ve 22 yıllık listelerde AT menşeli sınai ürünlere gümrük sıfırlamasını ve üçüncü ülkelere karşı ortak gümrük tarifesine uyumu, Katma Protokol'de öngörülen takvime uygun olarak gerçekleştirememiştir. Türkiye-AT ortaklık ilişkilerinin beklendiği şekilde gelişmemiş olması nedeniyle, Türkiye-AT Ortaklık Konseyinin, gümrük birliğinin en geç 1995'de tam olarak gerçekleşmesi amacıyla bir karar alması yönünde, gerekli çalışmalar başlatılmış; 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararıyla (OKK) da, Türkiye ile AT arasında, sanayi ürünlerini konu alan bir gümrük birliğinin, 31 Aralık 1995 tarihi itibarıyla tam olarak kurulması kararlaştırılmıştır.

Söz konusu kararla, taraflar arasında, sanayi ürünlerinin ithalatında ve ihracatında alınan her tür gümrük vergisi ve eş etkili vergiler ve miktar kısıtlamaları kaldırılmakta; gümrük birliğinin iyi işlemesi için, tarafların alacağı tedbirler ve bu tedbirlerin uygulanış modaliteleri düzenlenmektedir. Buna göre, gerek gümrük birliğinin kuruluşundan önce, gerek gümrük birliğinin kuruluşunu izleyen dönemde, hukuki uyum ile ilgili tedbirlerin hangi alanlarda, ne şekilde ve ne zaman alınacağı konusunda ayrıntılı hükümlere yer verilmiştir. Bu çerçevede, Türk Hukuku'nun AT Hukuk düzenine uyum sağlaması amacıyla, hem 1/95 sayılı OKK'da yükümlülük olarak yer alan konularda, hem de OKK'da düzenlenmemiş ve fakat gümrük birliğinin sağlıklı işlemesi ve gelişmesi açısından önem taşıyan konularda gerekli düzenlemeler yapılmıştır. Bu bağlamda, rekabet hukuku, fikri ve sınai haklar, tüketicinin korunması ve dış ticaret ve gümrükler alanında yeni yasal düzenlemeler yürürlüğe girmiştir.

1.1.1996 tarihinden itibaren, Türkiye ile AT arasında kurulan Gümrük Birliği'nin, Türk ekonomisi, sosyal yapısı ve hukuki boyutuna etkisinin izlenmesinin gereğinin ve öneminin çok açık olduğu anlaşılmaktadır. Bu amaçla, DPT ile DİE'nin aralarında mutabakata vardıkları şekilde, "Gümrük Birliği'nin Türk Ekonomisi Üzerindeki Etkilerini İzleme Projesi" nin ilk aşaması olarak, Gümrük Birliği'nin Türk İmalat Sanayii üzerindeki etkilerini izlemek üzere, öncelikle İstanbul ve Kocaeli illerini kapsayan bir anket projesini, 1997 yılında uygulamak amacıyla, gerekli hazırlıkları başlatmışlardır. Bu kapsamda, Gümrük Birliği çerçevesinde doğrudan, yasal düzenleme yapılmış olan ve dolaylı olarak, Gümrük Birliği sürecinde, Türk İmalat Sanayii'ni etkileyeceği düşünülen konular tespit edilmiştir. Aşağıda, anket kapsamında dahil edilen konular ve bu konularda sorulacak sorular ile projenin hedeflenen amaçları belirtilmiştir:



KAPSAM

A. COĞRAFİ KAPSAM: "Gümrük Birliği'nin Türk İmalat Sanayii'ne Etkileri" konulu çalışma ilk etapta "İstanbul ve Kocaeli" illerini kapsamaktadır. Yapılacak olan bu çalışma ile "istanbul ve Kocaeli" illeri için bağımsız tahminler verilecek ve çalışmanın 2. Aşamasında Türkiye geneline yayılması hedeflenen yapı içinde genel bir değerlendirme elde edilecektir.

Bu nedenle çalışmanın ilk aşaması sadece İSTANBUL ve KOCAELİ illerini kapsayacaktır.

B. İŞYERİ KAPSAMI: İmalat Sanayii'nde faaliyet gösteren ve işyerinde çalışanlar ortalaması 10 ve daha fazla olan özel imalat sanayii işyerleri ile çalışanlar sayısına bakmaksızın imalat sanayiinde faaliyet gösteren devlete ait imalat sanayii işyerleri kapsamı oluşturmaktadır.

C. ÇERÇEVE: 1996 Yıllık İmalat Sanayii Anketi çalışmasındaki; imalat sanayii işyerleri adresi, çerçeve olarak kullanılacaktır.



YÖNTEM

D. TABAKALAMA: Nihai örnekleme birimi olan "işyerleri" büyüklüklerine göre 4 tabakaya ayrılmıştır. Bunlar;


Tabakalama No. Çalışanların yıllık ortalama sayısı
1
10-99
2
100-250
3
251-500
4
501+

Açıklama: Çalışan sayısının 1-9 olduğu işyerleri kapsam dışındadır. Ayrıca iktisadi faaliyet kollarına göre 4'lü bazda tabakalamaya tabi tutulmuştur.


A. ÖRNEK İŞYERLERİ SEÇİMİ:ISIC.Rev.2'ye göre 4'lü ayrımda iktisadi faaliyet koluna göre tahminler hedeflendiğinden dolayı,

İstanbul ili için: İşyeri büyüklüğü

10-99                                251-500
          Örnekleme                            Tamsayım
100-250                              501+

Kocaeli ili için ise tüm işyeri büyüklük gruplarında (Tabakalarda) TAMSAYIM tekniği kullanılacaktır.

Devlete ait imalat sanayii işyerleri ise İstanbul ve Kocaeli illeri için tamsayım yöntemi ile ele alınacaktır.

Örnekleme yöntemi ile ele alınacak olan büyüklük gruplarında işyeri büyüklüğüne göre 4'lü faaliyet kodu bazında örnek hacminin dağıtımı Uygun Dağıtım (Compromise Allocation) Yöntemi ile gerçekleştirilecektir. Uygun dağıtım yöntemine ilişkin formülasyon;


Burada;

k.ñ : Her bir 4'lü faaliyet kolunda görülmek istenilen minimum örnek hacmi
k : Göreceli önem (0,5)

H : Tabaka sayısı
h :Tabaka indisi

A. TAHMİN BOYUTU: Kocaeli ilinde tamsayım yöntemi kullanıldığından dolayı veri istenilen şekilde tabule edilebilecektir. Ancak İstanbul ili için 4'lü faaliyet kodu ve büyüklük grupları tabaka olarak görüldüğünden dolayı tahminler bu tabakalar esas alınarak gerçekleştirilecektir.



AMAÇLAR

Ekonomi ve Dış Ticaret:

Gümrük Birliği ile birlikte, AB'ye karşı sanayi ürünlerinde tüm gümrük vergilerinin kaldırılması, üçüncü ülkelere karşı AB'nin Ortak Gümrük Tarifesinin uyulanmaya başlanması ve ekonomi hukuku alanında gerçekleştirilmiş bulunan pek çok düzenlemenin neticesinde Türk sanayii yapısal bir değişim sürecine girmiştir. Bu aşamada Gümrük Birliği'nin İmalat Sanayii'miz üzerindeki etkilerinin doğru tespiti mevcut durumun değerlendirilmesi ve önümüzdeki dönemlerde uygulanacak politikaların belirlenmesi açısından önem taşımaktadır.

Bu anketin ekonomi ve dış ticaret kısmında; üretim miktarı, yapısı ve kalitesi, kapasite kullanımı, pazar yapısı, verimlilik, hammadde temini, maliyetler, yerli ve ithal girdi kullanımı, dış ticaretin yapısı, dış tanıtım gibi alanlarda Gümrük Birliği ile birlikte meydana gelen olumlu ve olumsuz değişiklikler ile ortaya çıkan ihtiyaçların, sanayicilerimizin yaşamakta olduğu darboğazlar ve ileriye dönük olarak beklentileri de dikkate alınarak tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca, Gümrük Birliği'nin mevzuat ve plan yatırımları ile firmaların rekabet gücüne etkileri anket kapsamıyla belirlenmeye çalışılan diğer konulardır.


İşgücü, İstihdam ve Eğitim:

Gümrük Birliği'ne geçişin, imalat sanayii işyerlerindeki ürün kalitesinde rekabete yönelik olarak bir gelişmeye yol açacağı, bunun da vasıflı işgücüne olan talebi artıracağı beklenmektedir. İhtiyaç duyulan işgücünün meslek ve mesleki düzeylerinde bir farklılık yaratabileceği gözönünde bulundurularak, bu farklılığın yönünü belirlemek ve ileriye yönelik eğitim planlamasına katkıda bulunmak amaçlanmış olup, vasıflı işgücü temininde işletmelerin ne tür bir yol izledikleri, hizmet-içi eğitime başvurup vurmadığı ya da önem verip vermediği sorularına yanıt aranmaktadır.

Gümrük Birliği'nden sonra ticaretin yapısının değişmesi, rekabet ortamına uymakta zorlanabilecek işyerlerinin yanısıra birleşme, ortaklık gibi büyümeler ya da yeni teknolojiyle çalışma şeklindeki değişimlerin yaşanması ve tüm bu değişimlerin istihdamı etkilemesi olası görülmektedir. İstihdamda bir değişme olup olmadığı, olduysa, bunu etkileyen etkenlerin neler olduğunu tespit etmek amaçlanmıştır.

Bilindiği üzere, ülkemizdeki ekonomik ve sosyal koşullar nedeniyle çalışanlara belirli aralıklarla ücret zammı verilmektedir. Bunun dışında, salt gümrük birliğinin, imalat sanayii sektöründe yaratacağı düşünülen ve yukarıda belirtilen etkilerden dolayı, işgücünün sosyal ve mali haklarında bir iyileşmeye neden olacağı olası görülmektedir. Bu olasılığın gerçekleşmiş olması durumunda bunun hangi alanda olduğunu belirlemek gerekmektedir.

Gümrük Birliği'nin imalat sanayii sektöründe üretim, ihracat, ithalat, pazarlama, teknoloji değişikliği, sermaye yapısındaki değişiklik, grev ve lokavt, işgücü niteliğinin iyileştirilmesi gibi konularda etkisinin olup olmadığı, olduysa bunun işgücünün çalışma saatlerini ne yönde etkilediği ve bundan dolayı firmanın toplam maliyetleri içinde işgücü maliyet payının ne oranda bir değişikliğe uğradığı önemli görülmüştür.


Teknoloji:

Bu ankette, AB ülkeleri ile ticari ilişki içinde olan Türk firmalarının, pazar koşulları ve talepteki değişimle ilişkili olarak üretim teknolojisinde bir değişiklik yapıp yapmadıklarını anlamak hedeflenmektedir. Teknolojide değişiklik yapılmışsa, hangi yoldan elde edildiği ve değişiklik gerektiği halde yapılmadı ise, nedenleri araştırılmaktadır. Bunların yanı sıra, teknolojideki değişimlerin izleneceği bir merkezin kurulup kurulmamasına duyulan ihtiyaç ölçülmeye çalışılmaktadır.


Çevre:

İmalat Sanayii'ndeki firmaların, AB'nin çevreye ilişkin gönüllü uygulamaları olan İSO 14000 veya eko etiketleme uygulamasına ihtiyaç duyup duymadıkları ve bunları uygulayıp uygulamadıkları öğrenmek istenmektedir. Ayrıca, AB ile ticaret yapan imalatçı firmaların, AB'nin bağlayıcı nitelikte olan çevre mevzuatına uyum sağlamak üzere ilave bir yatırıma gerek duyup duymadıkları, teknlolojilerini çevre dostu teknoloji seçimi yönünde yenileyip yenilemedikleri ve bu kapsamda yapılacak yatırımların üretim maliyetine etkisinin ne olduğu sorulmaktadır.


Rekabet:

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun 07.12.1994 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu Kanunun uygulanmasından sorumlu kuruluş olan Rekabet Kurulu ise, 27.02.1997 tarihinde yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile oluşturulmuştur. Bu ankette öncelikle imalatçıların, bu yasal düzenleme konusunda bilgi sahibi olup olmadıkları öğrenilmek istenmektedir. Daha sonra, imalat sanayii sektöründe, hakim durumun kötüye kullanılması, teşebbüsler arası kartel anlaşmaları, teşebbüs birlikleri kararları ve hakim durum oluşturmayı veya mevzuat hakim durumu güçlendirmeyi amaçlayan birleşme veya devir almalar gibi rekabeti sınırlayıcı uygulamaların ne ölçüde bulunduğunu tespit etmek amaçlanmaktadır. Ayrıca, gümrük birliği sonucunda, imalatçıların rekabet gücünün bazı kıriterler açısından, ne yönde etkilendiğini tespit etmek de hedeflenmektedir.


Sınai Mülkiyet Hakları:

Türkiye ile AT arasında kurulan Gümrük Birliği çerçevesinde, sınai mülkiyet alanında (patent, marka ve endüstriyel tasarım) mevzuatımızda yeni düzenlemeler yapılmıştır. Bu ankette ilk olarak 1995 yılı içinde yürürlüğe giren bu yasal düzenlemelerden ve bunların getirdiği değişikliklerden imalatçıların haberdar olup olmadıkları ve üretim alanlarına giren konuların herhangi bir sınai mülkiyet hakkı ile korunup korunmadığı öğrenilmek istenmektedir. Firmaların üretim süreci içinde dayandıkları bir lisans sözleşmesi varsa, bunun kapsamı açısından bilgi almak amaçlanmaktadır. Özellikle, AB ülkelerinden Türkiye'ye ihracat yapılması için kurulan bağlantılarda, taklit üretim konusu sorun olmaktadır. Aynı hususun, iç piyasa açısından önem taşıdığı ve yeni yasal düzenlemeler ile bu konuda gerekli tedbirlerin getirilmiş olduğu göz önünde tutularak, bu alanda karşılaşılan hak ihlalleri, yasal girişimler ve bunların sonuçları sorulmaktadır. Daha sonra, firmaların, Türk Patent Enstitüsünün araştırma faaliyetlerinden yararlanıp yararlanmadıklarının öğrenilmesi istenmektedir. Özellikle patent, faydalı model ve endüstriyel tasarım açısından önem taşıyan ve firmaların üretim faaliyetlerinin paralelinde yürütmekte oldukları AR-GE faaliyetlerinin olup olmadığı ve bunun sonucunda, sınai mülkiyet hakkına dayalı elde edilen bir sonuç olup olmadığı araştırılmaktadır. Son olarak da, ithalat ve ihracat aşamasında, özellikle gümrüklerde bir sorun yaşanıp yaşanmadığı anlaşılmak istenmektedir.



Tüketicinin Korunması:

Türkiye ile AT arasında kurulan Gümrük Birliği çerçevesinde, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun yürürlüğe girerek, bu konuda bazı yenilikler getirmiştir. Öncelikle, tüketiciler için olduğu kadar, imalatçılar açısından da önem taşıyan bu yasal düzenlemeden, imalatçıların haberdar olup olmadıkları öğrenilmek istenmektedir. Anılan Kanun, imalat konusu ürüne göre, imalatçılara, garanti belgesi, tanıtma ve kullanım kılavuzu düzenlemek, satış sonrası hizmet istasyonları kurmak konusunda bir takım yükümlülükler getirdiğinden, bunların ne ölçüde yerine getirildiği ve maliyet açısından yansıması sorulmaktadır. Yine Kanunun getirdiği diğer bazı yenilikler de (ürünün ayıplı olması, ambalaj işaretlenmesi v.s.) göz önünde tutularak, tüketicilerden gelen şikayetlerin bunlardan hangisi ile ilgili olduğunu ve şikayetlerde ne gibi değişiklikler yaşandığının belirlenmesi amaçlanmaktadır. İmalatçıların ürün kalite seviyesini yükseltmede karşılaştıkları engeller araştırılmaktadır. Ayrıca, üretilen ürünün ayıplı çıkması halinde, durumun imalatçıya ne şekilde yansıtıldığı ve bu şikayetin giderilmesi için hangi yola başvurulduğu sorulmaktadır.



Sınai Mevzuat:

Bu ankette, imalatçıların, gümrük birliğinden kaynaklanan mevzuat değişiklikleri konusunda bilgi sahibi olup olmadığını ölçmek ve imalatçılara ne tür bir bilgi yardımı yapılabileceğini tespit etmek istenmektedir. Bu nedenle, imalatçıların ne tür bilgi kaynaklarını kullandığını öğrenerek, imalatçıların bilgi kaynaklarına ulaşması konusunda ne tür yardımlar yapılabileceklerinin tespiti hedeflenmektedir. Bunun ötesinde imalatçıların, topluluk mevzuatı konusunda incelemeyi nasıl yaptığı ve bu konudaki imkanlarını ölçerek, konu ile ilgili çeşitli bilgi kaynaklarının geliştirilmesi yönlendirilmek istenmektedir.

Ayrıca, imalatçıların, sadece AT sınai mevzuatı değil, bu mevzuat ile çok yakından ilgisi olan standart ve kalite gibi kavramlar ve CE gibi Topluluk işaretlemeleri konusundaki bilgileri ölçülmekte ve imalatçıların eksik olan bilgilerinin tamamlanması sağlanmaktadır. İmalatçıların, sınai mevzuat alanında gerçekleştirilecek mevzuat uyumu sonucunda ne gibi mali etkilere maruz kalabileceklerinin ölçülmesine ve gümrük birliğinin, imalatçılara, sınai mevzuat alanında daha az etkilenmelerini sağlayacak tedbirlerin geliştirilmesine çalışılmaktadır.



Ulaştırma:

Bu ankette, AB ülkeleri ile olan ithalat ve ihracat taşımalarında tercih edilen taşıma sistemlerinin hangi ulaştırma alt modunda yoğunlaştığının belirlenebilmesi amaçlanmakta; faydalanılmakta olan taşıma sisteminin tercih edilme nedeninin saptanabilmesi ve bu bağlamda, tercih edilen sistemin ülkenin şartlarına göre değerlendirilmesi sağlanmaktadır. Ayrıca, faydalanılan taşımacılık sisteminde değişikliklerin olup olmadığı; oldu ise hangi taşımacılık sisteminin tercih edilmeye başlandığının saptanması hedeflenmektedir. Böylece, AB ve Türkiye'de, taşımacılık sistemlerinin tercih edilmeleri açısından uluslararası kıyaslamalar yapılabilecektir.

Yine, AB ülkeleri ile olan taşımalarda ithalat ve ihracat açısından yıllık taşıma talebinin ne ölçüde etkilendiğinin araştırılmakta ve imalat sanayiinde toplam taşıma maliyetinin, toplam üretim maliyeti içindeki oranının yüzde olarak belirlenmesi amaçlanmaktadır.

Ek : Türkiye-AT İlişkileri

Ek : 12.09.1997 Tarihli Haber Bülteni