|
İstatistik başlangıçta
teknik bir disiplin olarak ele alınırken günümüzde bir bilim dalı
olarak kendini kabul ettirmiş, ulusal ve uluslararası boyutta gelişmelerin
temelini oluşturmuştur. Son 30 yıla damgasını vuran ve çağımızda
bilgi çağı olarak adlandırılan gelişmeler istatistiği evrensel bir
konuşma dili konumuna getirmiştir.
Günümüzde ulusal
ve uluslararası sosyal ve ekonomik gelişme hedeflerinin belirlenmesi
ve bu hedeflerin başarısı güncel, güvenilir istatistiklerle sağlanmaktadır.
Doğru bilgi, doğru yorum ve doğru karar sürecinde araştırmacılar,
politikacılar, karar alıcılar ve tüm bireyler çalışmalarında istatistiki
bilgileri etkin olarak kullanmaktadırlar.
Tarihi perspektifte
istatistiğin doğuşu incelendiğinde uygulama ve metodolojiyi birbirinden
ayırmak gerekir. İlk çağda bile insanlar bazı toplu olayları belirleme
ihtiyacı duymuşlardır. Devletlerin kurulması ile birlikte insanlar
sınır belirleme, vergi toplama, toprak dağılımına yönelik amaçlarla
ayrıca dil, din farkı olan toplulukların nüfus büyüklüğünü belirleme,
askere alma amaçlı bilgiler toplamaya ve bunların kayıtlarını tutmaya
başlamışlardır.
Orta çağda
devletler güçlerini yitirmiş, istatistik konusu gerilemiş ve kent
düzeyinde bazı bilgilerin toplandığı değerlendirmelerle sınırlı
kalmıştır. Devletlerin güçlenmesi ile birlikte istatistik uygulamaları
gelişmiş ve nüfus sayımları yanında; dış ticaret, milli gelir hesabına
yönelik fiyat, ücret vb. temel verilerin toplanmasına başlanmıştır.
İstatistik
metodolojisine yönelik çalışmalar 17. yüzyılda Alman Üniversitesinde
"Devletlerin Durumu" adlı bir derste bilimsel olarak gündeme
gelmiştir. Derste ülkelerin tarihi, mali, askeri yönetim örgütleri,
nüfusları sayılarla ifade edilerek ele alınmış ve bu konu sonradan
istatistik olarak adlandırılmıştır. Aynı dönemde sigorta matematikçileri
nüfus konusu ile ilgilenmeye başlamışlardır.
17. yüzyılda
Pascal, Bernouilli, Moivne, Laplace, Poisson ve Gauss tarafından
yapılan çalışmalar ile olasılık kuramı, talih oyunları ve tesadüfi
olayların çan eğrisi şeklinde dağılım gösterdiği belirlenmiştir.
Aynı yüzyılda Belçikalı matematikçi ve astronom Quatelet istatistik
sorunlarına eğilmiş, çeşitli eserler yazmıştır. İstatistik Genel
Müdürü olan Quatelet istatistiğin kullanım alanını genişleterek
kültür, ahlak, doğal olaylar ve özellikle antropometriye yönelik
bilgileri değerlendirmiştir.
Orta Asya da
büyük uygarlıklar kuran Türk toplumları Hindistan'da, Çin'de, İran'da
bilgiye önem vermişler, İlhanlılar ve Selçuklular nüfus sayımı çalışmaları
yapmışlardır.
İstatistikleri
tarihi perspektifte değerlendirmek, geçmişi daha iyi anlamak, günümüzü
en etkin yapıda kavramak ve geleceğimizi en iyi şekilde planlamamız
açısından da çok büyük önem taşımaktadır. Bugünü kavramak, tarihi
süreci iyi anlamakla mümkündür.
DİE'nin yayımladığı
"Tarihi İstatistikler Dizisinden" anlaşılacağı gibi Osmanlı
yönetiminin kuruluş döneminden itibaren geliştirdiği bürokratik
gelenekler arasında "kayıt sistemlerine" büyük önem verdiği
görülmektedir. Devlet organları içerisinde yer alan her kurum idari
ve mali fonksiyonlarını yerine getirirken pek çok kantitatif bilgiyi
ayrıntılı, düzenli, sistematik yapıda belge ve defterlerle derlemiştir.
Ancak bu bilgiler istatistik değerlendirme amaçlı olmayıp, devletin
idari ve mali fonksiyonlarının birer yan ürünü olarak ortaya çıkmıştır.
Bu nedenle günümüzde bu bilgileri istatistik amaçlı olarak, değerlendirebilmek
zahmetli çalışmaları gerektirmektedir.
Osmanlı yönetiminin
modern istatistik bilgi ve yöntemlerden yararlanma çabaları 19.
yüzyılda reform süreci ile başlamış olup, 1830 tarihli nüfus sayımı
bunun ilk örneğidir. Tanzimat reformları sonucu olarak merkeziyetçi
yapıyı geliştiren Osmanlı yönetimi; eğitim, sağlık, haberleşme,
ulaşım vb. alanlarda sorumluluklarını artırmış ve toplum hakkında
daha sağlıklı ölçülebilir nitelikte bilgilere ihtiyaç duymuştur.
Osmanlı İmparatorluğu
kurulduğu yıllardan itibaren tarım ve araziye ait bilgi toplamaya
özel önem vermiş; 1326-1360 ve 1360-1389 yılları arasında toprak
ve nüfus sayımları yapmıştır. Kayıtları kısmende olsa istatistik
ihtiva eden "Defterhaneler" 1389 yılında kurulmuş ve Kanuni
Sultan Süleyman genel bir sayım yapılması için çalışmalar başlatmış,
bu sayımın her yüzyılda bir tekrarlanmasına ilişkin maddenin Kanunname'de
yer almasını sağlamıştır.
19. yüzyılın
başından itibaren merkezi sisteme dayalı olarak merkezlerde ve taşrada
istatistik büroları açılmış ve bu çalışmaları takip ve kontrol etmek
için ayrı bir merkezi organ kurulmuştur. 1891'de yürürlüğe giren
"Bab-ı Ali İstatistik Encümeni Nizamnamesi" uyarınca,
Bab-ı Ali'de Merkezi İstatistik Encümeni kurulmuş ve istatistik
hizmetleri kanuni bir esasa bağlanmıştır. 1918 yılında çıkarılan
yeni bir kanunla istatistik faaliyetleri Sadaret'e bağlı İstatistik
Müdüriyeti Umumiyesi bünyesinde toplanmış, konunun uygulaması bir
yıl devam ettikten sonra yürürlükten kaldırılmış ve eski sistem
Cumhuriyet dönemine kadar devam etmiştir.
1926 yılında
Cumhuriyetin ilanından sonra Atatürk'ün direktifleri ile Başbakanlığa
bağlı Merkezi İstatistik Dairesinin kurulması, ulu önder'in sınırsız
dehalarından biri olarak değerlendirilmektedir. Uluslararası boyutta
istatistik teşkilatlarının kuruluş tarihleri karşılaştırıldığında
şu anda istatistik konusunda çok ileride olan ülkelerde bile istatistik
teşkilatlarının kuruluşu daha sonraki yıllara rastlamaktadır.
1926 yılında kurulan "Merkezi İstatistik Dairesi" 1930
yılına kadar faaliyetlerini sürdürmüş, 1930 yılında 1554 sayılı
yasa ile "İstatistik Umum Müdürlüğü" adını almıştır.
1933 tarihinde
2203 sayılı yasa ile yeniden düzenlenmiş olan İstatistik Umum Müdürlüğü;
görevlerini Umum Müdürü, Müşavirlik, Muavinlik ve 10 Şube ile görevini
sürdürmüştür. 1939 yılında 3656 Sayılı Yasa ile "Taşra Mıntıka
Teşkilatı" ve "Fiyat İstatistikleri Müdürlüğü"nün
teşkilata dahil edilmesi karara bağlanmış ve bu organizasyonla faaliyetlerini
1950 yılına kadar sürdürmüştür.
1950 yılında
3656 ve 4644 Sayılı Kanunlarla önemli bazı kadrolar kaldırılarak
yeni kadrolar ve yeni faaliyetlerin başlaması öngörülmüştür. Söz
konusu kanun kapsamında "Tetkik ve Araştırma Dairesi"
kurulmuş İstatistik Genel Müdürlüğü'nce toplanacak istatistiklerin
ilmi ve teknik esaslarını hazırlamak, milli gelir tahminlerini yapmak,
istatistik bilgilerin modern istatistik tekniklere göre toplanmasını
sağlamak, ulusal ve uluslararası istatistiklerin analiz ve karşılaştırmasını
yaparak, istatistiğin gelişimini takip etmek ve uygulama imkanlarını
hazırlamakla görevlendirilmiştir.
1955 yılında
6534 Sayılı Yasa ile Genel Nüfus, Genel Tarım ve Genel İşyeri Sayımlarının
hangi yıllarda yapılacağına dair hükümler getirilmiştir. Yasaya
göre sonu (0) ve (5) ile biten yıllarda Genel Nüfus Sayımı, sonu
(0) ile biten yıllarda Genel Tarım Sayımı, sonu (1) ile biten yıllarda
Genel Sanayi İşyeri Sayımının yapılması hükme bağlanmıştır.
Devlet Planlama
Teşkilatının kurulması kararı ile birlikte 53 sayılı yasayla İstatistik
Enstitüsü yeniden yapılandırılarak, bugünkü kimliğine temel teşkil
eden organizasyon çatısı kurulmuştur.
1980 yılında
Ekonomik İstikrar Tedbirleri, istatistik alanında da yeni yapılanmayı
getirmiş ve 53 sayılı DİE'nin Görev Yetki ve Kuruluşu Hakkında Kanunun
değiştirilmesi gündeme gelmiştir. Bu amaçla 1984 yılında 219 sayılı
"DİE Başkanlığı'nın Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname" ile teşkilat yeniden yapılandırılmıştır.
Bilgi çağı
olan günümüzde istatistiklere duyulan ihtiyacın artması ekonomik
ve sosyal gelişmelere olan gereksinim, istatistiki bilgilerin amaç
ve kapsamlarında atılımcı yeni adımları getirmiştir. Uluslararası
boyuttaki gelişmeler, uluslararası işbirliği ve koordinasyon ile
istatistiğin önemi çok farklı boyutlara ulaşmıştır. 21. yüzyıla
girerken mevcut yasa ihtiyaçları karşılamada yetersiz kalmıştır.
1989 yılında 357 ve 367 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler ve daha
sonra 1990 yılında 403 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler ile değişiklikler
yapılarak günün ihtiyaçlarını ve ileriye yönelik atılımcı yapıyı
gerçekleştirecek düzenlemeler yapılmıştır.
53 Sayılı Yasa
ve 219 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile DİE'nin Tetkik Araştırma
Dairesi, Ekonomik İstatistikler Dairesi, Sosyal İstatistikler Dairesi,
Teknik İşler Dairesi ve İdari ve Mali İşler Dairesi çerçevesinde
işlevlerini yürüttüğü yapı yeni yapılanmada Avrupa Topluluğu Koordinasyon
Dairesi, Bilgi İşlem Dairesi, İstatistik ve Ekonometrik Yorumlar
Dairesi, Araştırma Tetkik ve İstatistik Teknikler Dairesi, Tarım
ve Sanayi İstatistikleri Dairesi, İşgücü Hizmet Fiyat İstatistikleri
ve İndeksler Dairesi, Uluslararası İlişkiler Dairesi, Ulusal Hesaplar
Dairesi, Araştırma Planlama ve Koordinasyon Dairesi, Uzaktan Algılama,
Coğrafi Bilgi Sisteminin yer aldığı Bilgi Sistemleri, İstatistik
ve Hizmet içi Eğitim amaçlı Eğitim Merkezi Koordinatörlüğü, Çevre
Koordinatörlüğü, Bölge Teşkilatı Koordinatörlüğü ve Döner Sermaye
İşletmesi günün ihtiyaçlarına uygun olarak yeniden organizasyona
gidilerek kurulmuştur.
Yasal çatıya
dayalı olarak Enstitü'nün işlevsel gelişmeleri, temel konulardaki
faaliyetleri ve buna yönelik teknik gelişmeler ele alındığında ilk
olarak nüfus istatistiklerinin ele alınması gerekmektedir.
Nüfus istatistikleri;
Genel Nüfus Sayımları, nüfusa yönelik kayıt sisteminden gelen veriler
ve nüfusa yönelik örnekleme yöntemi kullanılarak yapılan anketlerden
elde edilmektedir.
İlk Genel Nüfus
Sayımı DİE'nin kuruluşunun ikinci yılında yapılmıştır. 1935-1990
yılları arasında sonu 0 ve 5 ile biten her beş yılda genel nüfus
sayımı çalışmaları yapılmıştır. 1990 yılından sonra yasamızda yapılmış
olan değişiklik kapsamında 2000 yılı ve sonrası için genel nüfus
sayımı çalışmalarının sonu (0) ile biten her on yılda bir uygulanması
kararı alınmıştır.
Genel Nüfus
Sayımlarında Türkiye sınırları içinde bulunan, nüfusu sayım anında
bulunduğu yerde tespit eden de facto yöntemi kullanılmıştır. Genel
Nüfus Sayımlarında 63 yıllık zaman süresince nüfusun niceliği ile
nüfusun sosyal, demografik ve ekonomik niteliklerine ilişkin düzenli
olarak bilgi sağlanmış, ancak 1940 Genel Nüfus Sayımının savaş koşulları
nedeni ile yalnızca nüfusun idari bölünüşüne ait sonuçları verilebilmiştir.
1927 yılından itibaren Genel Nüfus Sayımlarında içerik açısından
değişiklikler olmuş; yaş, medeni durum, eğitim durumu, meslek, iktisadi
faaliyet vb. temel nitelikler yanında doğurganlık, bebek ölümlülüğü,
göç verilerine ilişkin zaman serileri oluşturulmuştur.
Ulusal sınırlar
içerisinde tüm nüfusun eksiksiz sayılabilmesi için adres çerçevesi
1927 yılında 1003 Sayılı Yasa ile binalara numara, sokaklara isim
verilmesi, bu kanuna dayalı yönetmeliklerle desteklenmiş, 1963 yılında
ise İçişleri Bakanlığı ile yeni bir yönetmelik hazırlanmıştır. Yönetmeliklere
göre tüm sayım, anket çalışmalarında temel çerçeve olarak kullanılan
Numaralama Cetvelleri günümüzde bilgisayar ortamında veritabanı
olarak ele alınmaktadır.
Doğumlarla
ilgili istatistikler 1964-1986 yılına kadar nüfus teşkilatlarından
alınarak yayımlanmış ancak tüm doğumların kayda girmemesi nedeni
ile 1986'dan sonra değerlendirilmekten vazgeçilmiştir.
Ölüm istatistikleri
1931 yılında 25 büyük il merkezinde derlenmeye başlanmış, 1957'de
il, ilçe merkezleri ve 1982 yılından itibaren de tüm bucak ve köyler
kapsama alınarak Türkiye geneline yayılmıştır.
Cumhuriyetin
kurulduğu yıllarda ekonomisi yoğunlukla tarıma dayalı olan ülkemiz
için tarım ve hayvancılık faaliyetlerine yönelik bilgilerin derlenmesi
büyük önem arzetmiştir. 1927 ve 1950 yıllarında tamsayım yöntemi
ile uygulanan Genel Tarım Sayımı, 1963 yılında devlet tarımsal işletmelerinde
tamsayım, diğerlerinde ise örnekleme yöntemi kullanılarak uygulanmıştır.
1970 yılında küçük tarımsal işletmelerin örnekleme, büyük işletmelerde
tamsayım ve alan örneklemesi yöntemi uygulanmış ve alan örneklemesi
için topografik haritaların kullanımı gerçekleştirilmiştir. 1980
yılında yapılan Genel Tarım Sayımı çalışması köyler ve küçük işletmelerde
örnekleme; büyük işletmelerde tamsayım yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir.
1991 Genel Tarım Sayımında tamsayım yöntemi ile köy muhtarlık anketi,
küçük işletmelerde ise örnekleme yöntemi ile uygulama yapılmıştır.
Toplanan bilgilerin kapsamında ve kullanılan yöntemlerde etkin gelişmeler
sağlanmıştır.
İlk Genel Sanayi
ve İşyerleri Sayımı, 1927 Genel Nüfus Sayımının ardından sayım sırasında
tespit edilen işyeri adresleri esas alınarak yapılmıştır. Aynı dönemde
tarımsal işletme yapısının yanısıra, tarımda ücretle çalışanların
analizine yönelik çalışmalar da geliştirilmiştir. 1950 Genel Sanayi
ve İşyerleri Sayımı Birleşmiş Milletler önerilerine uygun olarak
tarım dışı tüm sektörlerden bilgi derlenerek yapılmıştır. 1963 Genel
Sanayi ve İşyerleri Sayımında tarım ve inşaat sektörleri kapsam
dışı bırakılmıştır. 1970 Genel Sanayi ve İşyerleri Sayımında büyük
işyerleri tamsayım, küçük işyerleri örnekleme yöntemi ile kapsanmıştır.
1980 ve 1985
Genel Sanayi ve İşyerleri Sayımında İnşaat sektörü de kapsanarak
uygulama yapılmış ve büyük işyerleri tamsayım, küçük işyerleri örnekleme
yöntemi ile sayılmıştır. Tüm Genel Sanayi ve İşyerleri Sayımı uygulamalarında
ilk aşamada kısa soru kağıdı ile tamsayım yöntemi kullanılarak temel
bilgiler derlenmiş ve bu bilgiler esas alınarak örnekleme yöntemi
ile ikinci aşamada uzun soru kağıdı uygulaması gerçekleştirilmiştir.
1992 Genel
Sanayi ve İşyerleri Sayımında ikinci aşama uygulaması soru kağıdı
girdi-çıktı analizlerine uygun olarak düzenlenmiştir. Yıllık sanayi
istatistikleri, küçük işletmelere yönelik analiz çalışmaları, yoğunlaşma
istatistikleri vb. analiz çalışmaları süreli olarak yapılır duruma
getirilmiştir.
Cumhuriyet
döneminde milli gelirin hesaplanması ilk kez İsmet İnönü'nün Başbakanlığı
döneminde 1929 yılında İstatistik Umum Müdürlüğü görevine getirilen
uzman Cammille Jacquart'a verilmiş, yapılan tahmin sayısal verilere
dayalı olmamış ve kişisel yapılan hesaplamalar esas alınmıştır.
Milli gelir
konusunun bilimsel olarak ele alınışı, 1935 yılında Ekonomi Bakanlığı'na
bağlı Konjonktür Servisi'nin kuruluşu ile başlamıştır. Alman İstatistikçi
Dr. Franz Eppenstein 1927 ve 1933-1934 yılları için tahminler yapmış
ve sonuçlar Ekonomi Bakanlığı tarafından yayımlanmıştır. Şefik Bilkur'un
katkıları ile istatistik veriler kullanılarak yapılan bu çalışma
daha sonra Türkiye milli gelir tahminleri için örnek teşkil etmiştir.
1940'lı yıllarda
milli gelir konusunda kişisel çalışmalar başlatılmıştır. İstatistik
Genel Müdürlüğü'nde ikinci köklü çalışma Celal Aybar'ın Başkanlığı
döneminde yapılmış ve çalışma "1943-1944 Milli Gelir"
başlığı ile yayımlanmıştır.
1950 tarihli
yasa ile milli gelir tahmini üretme görevi Tetkik Araştırma Dairesi'ne
verilmiş ancak; Nüfus, Sanayi ve Tarım sayımları nedeni ile bu dönemde
yeterli çalışma yapılamamıştır. 1953 yılında Milli Etüd Grubu kurularak
ilk çalışma grubu ilkeleri altında veri kaynaklarından da yararlanarak,
milli gelir tahminleri verilmeye başlanmıştır.
1961 yılında
planlı kalkınma dönemine geçiş ile birlikte Milli Gelir Tahminlerinde
sektörel bazda ayrıntılı tahminlerin yer aldığı çalışmaların yapılması
planlanmış ve bu konuda yeni Milli Gelir Etüd Grubu kurulmuştur.
Bu grup köylerde inşaat ve sanayi faaliyeti ile ilgili örneklemeye
dayalı bir çalışma gerçekleştirmiş ancak kapsamlı çalışmalar yapamadan
dağılmıştır.
Devlet Planlama
Teşkilatı Müsteşarlığı yapılan çalışmaları yeterli bulmayarak ayrı
bir Milli Gelir Serisi hazırlamış, 1957 yılına kadar bu seri ile
DİE serisi aynı olmuş, 1958 yılından itibaren tarım sektörü başta
olmak üzere sektörel farklılıklar doğmuştur. Üçüncü Milli Gelir
Etüd Grubu ancak tarım sektörünü düzeltebilmiş ve 1964 yılında çalışmalar
sona ermiştir.
DİE 1968 Ulusal
Hesaplama Sistemini-SNA (System of National Account) kabul etmiş
ve Hollandalı uzman Th. M. Bouthoorn danışmanlığında girdi-çıktı
çalışmalarına başlamıştır. 1974 yılında tamamlanan çalışma iki ayrı
serinin birleştirilmesinde, yeni Milli Gelir Metodolojisinin yaratılmasında
ve 1948-1972 dönemini kapsayan Milli Gelir serisinin yaratılmasında
etkin olmuştur. Girdi-Çıktı çalışmaları DİE tarafından periyodik
olarak uygulanmaya başlamıştır.
1990 yılında
milli gelir tahminleri Üç Aylık dönemler itibari ile verilmeye başlanmış,
1987 yılı temel alınarak ve 1985 ile 1990 girdi-çıktı tablolarından
yararlanılarak, Milli Gelir Serisi oluşturulmuştur. 1991 yılında
Harcamalar Yöntemi ile Milli Gelir hesaplamalarına geçilmiş ve yöntem,
kapsam konusunda araştırmalar yapılarak kalıntı yolu ile bulunan
özel nihai tüketim, makina teçhizat yatırımları, mal akım yöntemi
ile hesaplanmaya başlamıştır. Üretim Gelir ve Harcama yolu ile hesaplanan
"Gayri Safi Yurt İçi Hasıla Tahminleri" 1980 yılına kadar
geriye dönük hesaplanmıştır.
1993 yılında
Milli Gelir Yöntem çalışmaları da başlamış ve fonksiyonel gelir
dağılımını belirlemeye yönelik Gelir Yöntemi ile Hesaplamalar; üretim
ve ithalat vergileri, sübvansiyonlar, sabit sermaye tüketimi, işgücü
ödemeleri ve işletme kalemleri ayrıntısında hesaplamalara geçilmiş
ve 1993 SNA tavsiyelerine uyum çalışmaları başlatılmıştır. Uydu
hesapları çerçevesinde turizm sektör olarak ele alınmış ve buna
yönelik çalışmalar tamamlanmış, diğer çalışmalara devam edilmektedir.
Fiyat ve indeksler
konusundaki çalışmalar 1927 yılında başlamıştır. 1927 yılında 20
şehir merkezinden derlenen fiyatlara dayalı olarak "Hayat Pahalılığı
İndeksi" hesaplanmış ve 1922 yılına kadar geriye götürülmüştür.
1954-1955 yılında
memur aile tüketimleri esas alınarak "Ankara Şehri Tüketici
Fiyat İndeksi" oluşturulmuş, planlı kalkınma dönemine geçiş
ile birlikte 11 ilde Hanehalkı Gelir ve Tüketim Harcamaları Anketi
(HHGTHA) uygulanarak "1968=100 Bazlı Tüketici Fiyatlar İndeksi"
hazırlanmış ve yayımlanmıştır.
1973-1974 yılları
arasında nüfusu 2 000'nin altında olan kırsal yerlerde HHGTHA uygulanmış,
Türkiye, 5 Bölge için Kırsal Tüketici Fiyatlar İndeksi hazırlanmıştır.
Kent kesimi
Türkiye geneli göstergeli indeks mevcut olmadığından, 1978-1979
yıllarında Türkiye genelinde HHGTHA sonuçları kullanılarak "1978-1979
=100 Bazlı Kentsel Yerler Tüketici Fiyatlar İndeksi" hazırlanmış
ve sonuçları 1982 yılından itibaren aylık olarak yayımlanmaya başlamıştır.
1981 yılında
başlatılan çalışmalar sektörler arası ve uluslararası karşılaştırmalara
imkan sağlamak amacı ile "1981=100 Temel Yıllı Toptan Eşya
Fiyat İndeksi" hazırlanmış; 1992 yılında "1987=100 Temel
Yıllı Toptan Eşya Fiyat İndeksi" çalışmasının tamamlanması
ile 1981=100 temel yıllı indeks yayından kaldırılmıştır.
1987 yılında
Türkiye genelinde 5 bölge, kır, kent ve 16 seçilmiş şehir için Tüketici
Fiyat İndeksi hesaplamalarına imkan verecek HHGTHA yapılmış ve 1990
yılından itibaren "1987=100 Temel Yıllı İndeks" yayımlanmaya
başlamıştır.
Zaman içerisinde
toplumun tüketim yapısında, üretiminde ve sektörlerde meydana gelen
değişimleri tespit etmek ve indekslere yansıtmak amacıyla 1994 yılında
yeni bir Tüketici Fiyatlari İndeksi ve Toptan Eşya Fiyat İndeksi
hazırlık çalışmalarına Türkiye, kır, kent ve seçilmiş 19 il merkezi
düzeyinde başlanmış, 1996 yılında 1994=100 temel yıllı indeksler
olarak yayımlanmaya başlamıştır.
Enstitü Faaliyetleri
kapsamında görüleceği gibi, kurumumuz tarihi perspektifte ele alınan
temel konuların yanında yakın geçmişte ulusal talep ve uluslararası
gelişmeleri de dikkate alarak büyük atılımlar gerçekleştirmiş ve
ileriye yönelik bu atılımlara devam etme kararlılığını benimsemiştir.
|