English >
     
İstatistiğin Doğuşu, Gelişimi ve Devlet İstatistik Enstitüsü


İstatistik başlangıçta teknik bir disiplin olarak ele alınırken günümüzde bir bilim dalı olarak kendini kabul ettirmiş, ulusal ve uluslararası boyutta gelişmelerin temelini oluşturmuştur. Son 30 yıla damgasını vuran ve çağımızda bilgi çağı olarak adlandırılan gelişmeler istatistiği evrensel bir konuşma dili konumuna getirmiştir.

Günümüzde ulusal ve uluslararası sosyal ve ekonomik gelişme hedeflerinin belirlenmesi ve bu hedeflerin başarısı güncel, güvenilir istatistiklerle sağlanmaktadır. Doğru bilgi, doğru yorum ve doğru karar sürecinde araştırmacılar, politikacılar, karar alıcılar ve tüm bireyler çalışmalarında istatistiki bilgileri etkin olarak kullanmaktadırlar.

Tarihi perspektifte istatistiğin doğuşu incelendiğinde uygulama ve metodolojiyi birbirinden ayırmak gerekir. İlk çağda bile insanlar bazı toplu olayları belirleme ihtiyacı duymuşlardır. Devletlerin kurulması ile birlikte insanlar sınır belirleme, vergi toplama, toprak dağılımına yönelik amaçlarla ayrıca dil, din farkı olan toplulukların nüfus büyüklüğünü belirleme, askere alma amaçlı bilgiler toplamaya ve bunların kayıtlarını tutmaya başlamışlardır.

Orta çağda devletler güçlerini yitirmiş, istatistik konusu gerilemiş ve kent düzeyinde bazı bilgilerin toplandığı değerlendirmelerle sınırlı kalmıştır. Devletlerin güçlenmesi ile birlikte istatistik uygulamaları gelişmiş ve nüfus sayımları yanında; dış ticaret, milli gelir hesabına yönelik fiyat, ücret vb. temel verilerin toplanmasına başlanmıştır.

İstatistik metodolojisine yönelik çalışmalar 17. yüzyılda Alman Üniversitesinde "Devletlerin Durumu" adlı bir derste bilimsel olarak gündeme gelmiştir. Derste ülkelerin tarihi, mali, askeri yönetim örgütleri, nüfusları sayılarla ifade edilerek ele alınmış ve bu konu sonradan istatistik olarak adlandırılmıştır. Aynı dönemde sigorta matematikçileri nüfus konusu ile ilgilenmeye başlamışlardır.

17. yüzyılda Pascal, Bernouilli, Moivne, Laplace, Poisson ve Gauss tarafından yapılan çalışmalar ile olasılık kuramı, talih oyunları ve tesadüfi olayların çan eğrisi şeklinde dağılım gösterdiği belirlenmiştir. Aynı yüzyılda Belçikalı matematikçi ve astronom Quatelet istatistik sorunlarına eğilmiş, çeşitli eserler yazmıştır. İstatistik Genel Müdürü olan Quatelet istatistiğin kullanım alanını genişleterek kültür, ahlak, doğal olaylar ve özellikle antropometriye yönelik bilgileri değerlendirmiştir.

Orta Asya da büyük uygarlıklar kuran Türk toplumları Hindistan'da, Çin'de, İran'da bilgiye önem vermişler, İlhanlılar ve Selçuklular nüfus sayımı çalışmaları yapmışlardır.

İstatistikleri tarihi perspektifte değerlendirmek, geçmişi daha iyi anlamak, günümüzü en etkin yapıda kavramak ve geleceğimizi en iyi şekilde planlamamız açısından da çok büyük önem taşımaktadır. Bugünü kavramak, tarihi süreci iyi anlamakla mümkündür.

DİE'nin yayımladığı "Tarihi İstatistikler Dizisinden" anlaşılacağı gibi Osmanlı yönetiminin kuruluş döneminden itibaren geliştirdiği bürokratik gelenekler arasında "kayıt sistemlerine" büyük önem verdiği görülmektedir. Devlet organları içerisinde yer alan her kurum idari ve mali fonksiyonlarını yerine getirirken pek çok kantitatif bilgiyi ayrıntılı, düzenli, sistematik yapıda belge ve defterlerle derlemiştir. Ancak bu bilgiler istatistik değerlendirme amaçlı olmayıp, devletin idari ve mali fonksiyonlarının birer yan ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle günümüzde bu bilgileri istatistik amaçlı olarak, değerlendirebilmek zahmetli çalışmaları gerektirmektedir.

Osmanlı yönetiminin modern istatistik bilgi ve yöntemlerden yararlanma çabaları 19. yüzyılda reform süreci ile başlamış olup, 1830 tarihli nüfus sayımı bunun ilk örneğidir. Tanzimat reformları sonucu olarak merkeziyetçi yapıyı geliştiren Osmanlı yönetimi; eğitim, sağlık, haberleşme, ulaşım vb. alanlarda sorumluluklarını artırmış ve toplum hakkında daha sağlıklı ölçülebilir nitelikte bilgilere ihtiyaç duymuştur.

Osmanlı İmparatorluğu kurulduğu yıllardan itibaren tarım ve araziye ait bilgi toplamaya özel önem vermiş; 1326-1360 ve 1360-1389 yılları arasında toprak ve nüfus sayımları yapmıştır. Kayıtları kısmende olsa istatistik ihtiva eden "Defterhaneler" 1389 yılında kurulmuş ve Kanuni Sultan Süleyman genel bir sayım yapılması için çalışmalar başlatmış, bu sayımın her yüzyılda bir tekrarlanmasına ilişkin maddenin Kanunname'de yer almasını sağlamıştır.

19. yüzyılın başından itibaren merkezi sisteme dayalı olarak merkezlerde ve taşrada istatistik büroları açılmış ve bu çalışmaları takip ve kontrol etmek için ayrı bir merkezi organ kurulmuştur. 1891'de yürürlüğe giren "Bab-ı Ali İstatistik Encümeni Nizamnamesi" uyarınca, Bab-ı Ali'de Merkezi İstatistik Encümeni kurulmuş ve istatistik hizmetleri kanuni bir esasa bağlanmıştır. 1918 yılında çıkarılan yeni bir kanunla istatistik faaliyetleri Sadaret'e bağlı İstatistik Müdüriyeti Umumiyesi bünyesinde toplanmış, konunun uygulaması bir yıl devam ettikten sonra yürürlükten kaldırılmış ve eski sistem Cumhuriyet dönemine kadar devam etmiştir.

1926 yılında Cumhuriyetin ilanından sonra Atatürk'ün direktifleri ile Başbakanlığa bağlı Merkezi İstatistik Dairesinin kurulması, ulu önder'in sınırsız dehalarından biri olarak değerlendirilmektedir. Uluslararası boyutta istatistik teşkilatlarının kuruluş tarihleri karşılaştırıldığında şu anda istatistik konusunda çok ileride olan ülkelerde bile istatistik teşkilatlarının kuruluşu daha sonraki yıllara rastlamaktadır.

1926 yılında kurulan "Merkezi İstatistik Dairesi" 1930 yılına kadar faaliyetlerini sürdürmüş, 1930 yılında 1554 sayılı yasa ile "İstatistik Umum Müdürlüğü" adını almıştır.

1933 tarihinde 2203 sayılı yasa ile yeniden düzenlenmiş olan İstatistik Umum Müdürlüğü; görevlerini Umum Müdürü, Müşavirlik, Muavinlik ve 10 Şube ile görevini sürdürmüştür. 1939 yılında 3656 Sayılı Yasa ile "Taşra Mıntıka Teşkilatı" ve "Fiyat İstatistikleri Müdürlüğü"nün teşkilata dahil edilmesi karara bağlanmış ve bu organizasyonla faaliyetlerini 1950 yılına kadar sürdürmüştür.

1950 yılında 3656 ve 4644 Sayılı Kanunlarla önemli bazı kadrolar kaldırılarak yeni kadrolar ve yeni faaliyetlerin başlaması öngörülmüştür. Söz konusu kanun kapsamında "Tetkik ve Araştırma Dairesi" kurulmuş İstatistik Genel Müdürlüğü'nce toplanacak istatistiklerin ilmi ve teknik esaslarını hazırlamak, milli gelir tahminlerini yapmak, istatistik bilgilerin modern istatistik tekniklere göre toplanmasını sağlamak, ulusal ve uluslararası istatistiklerin analiz ve karşılaştırmasını yaparak, istatistiğin gelişimini takip etmek ve uygulama imkanlarını hazırlamakla görevlendirilmiştir.

1955 yılında 6534 Sayılı Yasa ile Genel Nüfus, Genel Tarım ve Genel İşyeri Sayımlarının hangi yıllarda yapılacağına dair hükümler getirilmiştir. Yasaya göre sonu (0) ve (5) ile biten yıllarda Genel Nüfus Sayımı, sonu (0) ile biten yıllarda Genel Tarım Sayımı, sonu (1) ile biten yıllarda Genel Sanayi İşyeri Sayımının yapılması hükme bağlanmıştır.

Devlet Planlama Teşkilatının kurulması kararı ile birlikte 53 sayılı yasayla İstatistik Enstitüsü yeniden yapılandırılarak, bugünkü kimliğine temel teşkil eden organizasyon çatısı kurulmuştur.

1980 yılında Ekonomik İstikrar Tedbirleri, istatistik alanında da yeni yapılanmayı getirmiş ve 53 sayılı DİE'nin Görev Yetki ve Kuruluşu Hakkında Kanunun değiştirilmesi gündeme gelmiştir. Bu amaçla 1984 yılında 219 sayılı "DİE Başkanlığı'nın Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" ile teşkilat yeniden yapılandırılmıştır.

Bilgi çağı olan günümüzde istatistiklere duyulan ihtiyacın artması ekonomik ve sosyal gelişmelere olan gereksinim, istatistiki bilgilerin amaç ve kapsamlarında atılımcı yeni adımları getirmiştir. Uluslararası boyuttaki gelişmeler, uluslararası işbirliği ve koordinasyon ile istatistiğin önemi çok farklı boyutlara ulaşmıştır. 21. yüzyıla girerken mevcut yasa ihtiyaçları karşılamada yetersiz kalmıştır. 1989 yılında 357 ve 367 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler ve daha sonra 1990 yılında 403 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler ile değişiklikler yapılarak günün ihtiyaçlarını ve ileriye yönelik atılımcı yapıyı gerçekleştirecek düzenlemeler yapılmıştır.

53 Sayılı Yasa ve 219 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile DİE'nin Tetkik Araştırma Dairesi, Ekonomik İstatistikler Dairesi, Sosyal İstatistikler Dairesi, Teknik İşler Dairesi ve İdari ve Mali İşler Dairesi çerçevesinde işlevlerini yürüttüğü yapı yeni yapılanmada Avrupa Topluluğu Koordinasyon Dairesi, Bilgi İşlem Dairesi, İstatistik ve Ekonometrik Yorumlar Dairesi, Araştırma Tetkik ve İstatistik Teknikler Dairesi, Tarım ve Sanayi İstatistikleri Dairesi, İşgücü Hizmet Fiyat İstatistikleri ve İndeksler Dairesi, Uluslararası İlişkiler Dairesi, Ulusal Hesaplar Dairesi, Araştırma Planlama ve Koordinasyon Dairesi, Uzaktan Algılama, Coğrafi Bilgi Sisteminin yer aldığı Bilgi Sistemleri, İstatistik ve Hizmet içi Eğitim amaçlı Eğitim Merkezi Koordinatörlüğü, Çevre Koordinatörlüğü, Bölge Teşkilatı Koordinatörlüğü ve Döner Sermaye İşletmesi günün ihtiyaçlarına uygun olarak yeniden organizasyona gidilerek kurulmuştur.

Yasal çatıya dayalı olarak Enstitü'nün işlevsel gelişmeleri, temel konulardaki faaliyetleri ve buna yönelik teknik gelişmeler ele alındığında ilk olarak nüfus istatistiklerinin ele alınması gerekmektedir.

Nüfus istatistikleri; Genel Nüfus Sayımları, nüfusa yönelik kayıt sisteminden gelen veriler ve nüfusa yönelik örnekleme yöntemi kullanılarak yapılan anketlerden elde edilmektedir.

İlk Genel Nüfus Sayımı DİE'nin kuruluşunun ikinci yılında yapılmıştır. 1935-1990 yılları arasında sonu 0 ve 5 ile biten her beş yılda genel nüfus sayımı çalışmaları yapılmıştır. 1990 yılından sonra yasamızda yapılmış olan değişiklik kapsamında 2000 yılı ve sonrası için genel nüfus sayımı çalışmalarının sonu (0) ile biten her on yılda bir uygulanması kararı alınmıştır.

Genel Nüfus Sayımlarında Türkiye sınırları içinde bulunan, nüfusu sayım anında bulunduğu yerde tespit eden de facto yöntemi kullanılmıştır. Genel Nüfus Sayımlarında 63 yıllık zaman süresince nüfusun niceliği ile nüfusun sosyal, demografik ve ekonomik niteliklerine ilişkin düzenli olarak bilgi sağlanmış, ancak 1940 Genel Nüfus Sayımının savaş koşulları nedeni ile yalnızca nüfusun idari bölünüşüne ait sonuçları verilebilmiştir. 1927 yılından itibaren Genel Nüfus Sayımlarında içerik açısından değişiklikler olmuş; yaş, medeni durum, eğitim durumu, meslek, iktisadi faaliyet vb. temel nitelikler yanında doğurganlık, bebek ölümlülüğü, göç verilerine ilişkin zaman serileri oluşturulmuştur.

Ulusal sınırlar içerisinde tüm nüfusun eksiksiz sayılabilmesi için adres çerçevesi 1927 yılında 1003 Sayılı Yasa ile binalara numara, sokaklara isim verilmesi, bu kanuna dayalı yönetmeliklerle desteklenmiş, 1963 yılında ise İçişleri Bakanlığı ile yeni bir yönetmelik hazırlanmıştır. Yönetmeliklere göre tüm sayım, anket çalışmalarında temel çerçeve olarak kullanılan Numaralama Cetvelleri günümüzde bilgisayar ortamında veritabanı olarak ele alınmaktadır.

Doğumlarla ilgili istatistikler 1964-1986 yılına kadar nüfus teşkilatlarından alınarak yayımlanmış ancak tüm doğumların kayda girmemesi nedeni ile 1986'dan sonra değerlendirilmekten vazgeçilmiştir.

Ölüm istatistikleri 1931 yılında 25 büyük il merkezinde derlenmeye başlanmış, 1957'de il, ilçe merkezleri ve 1982 yılından itibaren de tüm bucak ve köyler kapsama alınarak Türkiye geneline yayılmıştır.

Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda ekonomisi yoğunlukla tarıma dayalı olan ülkemiz için tarım ve hayvancılık faaliyetlerine yönelik bilgilerin derlenmesi büyük önem arzetmiştir. 1927 ve 1950 yıllarında tamsayım yöntemi ile uygulanan Genel Tarım Sayımı, 1963 yılında devlet tarımsal işletmelerinde tamsayım, diğerlerinde ise örnekleme yöntemi kullanılarak uygulanmıştır. 1970 yılında küçük tarımsal işletmelerin örnekleme, büyük işletmelerde tamsayım ve alan örneklemesi yöntemi uygulanmış ve alan örneklemesi için topografik haritaların kullanımı gerçekleştirilmiştir. 1980 yılında yapılan Genel Tarım Sayımı çalışması köyler ve küçük işletmelerde örnekleme; büyük işletmelerde tamsayım yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. 1991 Genel Tarım Sayımında tamsayım yöntemi ile köy muhtarlık anketi, küçük işletmelerde ise örnekleme yöntemi ile uygulama yapılmıştır. Toplanan bilgilerin kapsamında ve kullanılan yöntemlerde etkin gelişmeler sağlanmıştır.

İlk Genel Sanayi ve İşyerleri Sayımı, 1927 Genel Nüfus Sayımının ardından sayım sırasında tespit edilen işyeri adresleri esas alınarak yapılmıştır. Aynı dönemde tarımsal işletme yapısının yanısıra, tarımda ücretle çalışanların analizine yönelik çalışmalar da geliştirilmiştir. 1950 Genel Sanayi ve İşyerleri Sayımı Birleşmiş Milletler önerilerine uygun olarak tarım dışı tüm sektörlerden bilgi derlenerek yapılmıştır. 1963 Genel Sanayi ve İşyerleri Sayımında tarım ve inşaat sektörleri kapsam dışı bırakılmıştır. 1970 Genel Sanayi ve İşyerleri Sayımında büyük işyerleri tamsayım, küçük işyerleri örnekleme yöntemi ile kapsanmıştır.

1980 ve 1985 Genel Sanayi ve İşyerleri Sayımında İnşaat sektörü de kapsanarak uygulama yapılmış ve büyük işyerleri tamsayım, küçük işyerleri örnekleme yöntemi ile sayılmıştır. Tüm Genel Sanayi ve İşyerleri Sayımı uygulamalarında ilk aşamada kısa soru kağıdı ile tamsayım yöntemi kullanılarak temel bilgiler derlenmiş ve bu bilgiler esas alınarak örnekleme yöntemi ile ikinci aşamada uzun soru kağıdı uygulaması gerçekleştirilmiştir.

1992 Genel Sanayi ve İşyerleri Sayımında ikinci aşama uygulaması soru kağıdı girdi-çıktı analizlerine uygun olarak düzenlenmiştir. Yıllık sanayi istatistikleri, küçük işletmelere yönelik analiz çalışmaları, yoğunlaşma istatistikleri vb. analiz çalışmaları süreli olarak yapılır duruma getirilmiştir.

Cumhuriyet döneminde milli gelirin hesaplanması ilk kez İsmet İnönü'nün Başbakanlığı döneminde 1929 yılında İstatistik Umum Müdürlüğü görevine getirilen uzman Cammille Jacquart'a verilmiş, yapılan tahmin sayısal verilere dayalı olmamış ve kişisel yapılan hesaplamalar esas alınmıştır.

Milli gelir konusunun bilimsel olarak ele alınışı, 1935 yılında Ekonomi Bakanlığı'na bağlı Konjonktür Servisi'nin kuruluşu ile başlamıştır. Alman İstatistikçi Dr. Franz Eppenstein 1927 ve 1933-1934 yılları için tahminler yapmış ve sonuçlar Ekonomi Bakanlığı tarafından yayımlanmıştır. Şefik Bilkur'un katkıları ile istatistik veriler kullanılarak yapılan bu çalışma daha sonra Türkiye milli gelir tahminleri için örnek teşkil etmiştir.

1940'lı yıllarda milli gelir konusunda kişisel çalışmalar başlatılmıştır. İstatistik Genel Müdürlüğü'nde ikinci köklü çalışma Celal Aybar'ın Başkanlığı döneminde yapılmış ve çalışma "1943-1944 Milli Gelir" başlığı ile yayımlanmıştır.

1950 tarihli yasa ile milli gelir tahmini üretme görevi Tetkik Araştırma Dairesi'ne verilmiş ancak; Nüfus, Sanayi ve Tarım sayımları nedeni ile bu dönemde yeterli çalışma yapılamamıştır. 1953 yılında Milli Etüd Grubu kurularak ilk çalışma grubu ilkeleri altında veri kaynaklarından da yararlanarak, milli gelir tahminleri verilmeye başlanmıştır.

1961 yılında planlı kalkınma dönemine geçiş ile birlikte Milli Gelir Tahminlerinde sektörel bazda ayrıntılı tahminlerin yer aldığı çalışmaların yapılması planlanmış ve bu konuda yeni Milli Gelir Etüd Grubu kurulmuştur. Bu grup köylerde inşaat ve sanayi faaliyeti ile ilgili örneklemeye dayalı bir çalışma gerçekleştirmiş ancak kapsamlı çalışmalar yapamadan dağılmıştır.

Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı yapılan çalışmaları yeterli bulmayarak ayrı bir Milli Gelir Serisi hazırlamış, 1957 yılına kadar bu seri ile DİE serisi aynı olmuş, 1958 yılından itibaren tarım sektörü başta olmak üzere sektörel farklılıklar doğmuştur. Üçüncü Milli Gelir Etüd Grubu ancak tarım sektörünü düzeltebilmiş ve 1964 yılında çalışmalar sona ermiştir.

DİE 1968 Ulusal Hesaplama Sistemini-SNA (System of National Account) kabul etmiş ve Hollandalı uzman Th. M. Bouthoorn danışmanlığında girdi-çıktı çalışmalarına başlamıştır. 1974 yılında tamamlanan çalışma iki ayrı serinin birleştirilmesinde, yeni Milli Gelir Metodolojisinin yaratılmasında ve 1948-1972 dönemini kapsayan Milli Gelir serisinin yaratılmasında etkin olmuştur. Girdi-Çıktı çalışmaları DİE tarafından periyodik olarak uygulanmaya başlamıştır.

1990 yılında milli gelir tahminleri Üç Aylık dönemler itibari ile verilmeye başlanmış, 1987 yılı temel alınarak ve 1985 ile 1990 girdi-çıktı tablolarından yararlanılarak, Milli Gelir Serisi oluşturulmuştur. 1991 yılında Harcamalar Yöntemi ile Milli Gelir hesaplamalarına geçilmiş ve yöntem, kapsam konusunda araştırmalar yapılarak kalıntı yolu ile bulunan özel nihai tüketim, makina teçhizat yatırımları, mal akım yöntemi ile hesaplanmaya başlamıştır. Üretim Gelir ve Harcama yolu ile hesaplanan "Gayri Safi Yurt İçi Hasıla Tahminleri" 1980 yılına kadar geriye dönük hesaplanmıştır.

1993 yılında Milli Gelir Yöntem çalışmaları da başlamış ve fonksiyonel gelir dağılımını belirlemeye yönelik Gelir Yöntemi ile Hesaplamalar; üretim ve ithalat vergileri, sübvansiyonlar, sabit sermaye tüketimi, işgücü ödemeleri ve işletme kalemleri ayrıntısında hesaplamalara geçilmiş ve 1993 SNA tavsiyelerine uyum çalışmaları başlatılmıştır. Uydu hesapları çerçevesinde turizm sektör olarak ele alınmış ve buna yönelik çalışmalar tamamlanmış, diğer çalışmalara devam edilmektedir.

Fiyat ve indeksler konusundaki çalışmalar 1927 yılında başlamıştır. 1927 yılında 20 şehir merkezinden derlenen fiyatlara dayalı olarak "Hayat Pahalılığı İndeksi" hesaplanmış ve 1922 yılına kadar geriye götürülmüştür.

1954-1955 yılında memur aile tüketimleri esas alınarak "Ankara Şehri Tüketici Fiyat İndeksi" oluşturulmuş, planlı kalkınma dönemine geçiş ile birlikte 11 ilde Hanehalkı Gelir ve Tüketim Harcamaları Anketi (HHGTHA) uygulanarak "1968=100 Bazlı Tüketici Fiyatlar İndeksi" hazırlanmış ve yayımlanmıştır.

1973-1974 yılları arasında nüfusu 2 000'nin altında olan kırsal yerlerde HHGTHA uygulanmış, Türkiye, 5 Bölge için Kırsal Tüketici Fiyatlar İndeksi hazırlanmıştır.

Kent kesimi Türkiye geneli göstergeli indeks mevcut olmadığından, 1978-1979 yıllarında Türkiye genelinde HHGTHA sonuçları kullanılarak "1978-1979 =100 Bazlı Kentsel Yerler Tüketici Fiyatlar İndeksi" hazırlanmış ve sonuçları 1982 yılından itibaren aylık olarak yayımlanmaya başlamıştır.

1981 yılında başlatılan çalışmalar sektörler arası ve uluslararası karşılaştırmalara imkan sağlamak amacı ile "1981=100 Temel Yıllı Toptan Eşya Fiyat İndeksi" hazırlanmış; 1992 yılında "1987=100 Temel Yıllı Toptan Eşya Fiyat İndeksi" çalışmasının tamamlanması ile 1981=100 temel yıllı indeks yayından kaldırılmıştır.

1987 yılında Türkiye genelinde 5 bölge, kır, kent ve 16 seçilmiş şehir için Tüketici Fiyat İndeksi hesaplamalarına imkan verecek HHGTHA yapılmış ve 1990 yılından itibaren "1987=100 Temel Yıllı İndeks" yayımlanmaya başlamıştır.

Zaman içerisinde toplumun tüketim yapısında, üretiminde ve sektörlerde meydana gelen değişimleri tespit etmek ve indekslere yansıtmak amacıyla 1994 yılında yeni bir Tüketici Fiyatlari İndeksi ve Toptan Eşya Fiyat İndeksi hazırlık çalışmalarına Türkiye, kır, kent ve seçilmiş 19 il merkezi düzeyinde başlanmış, 1996 yılında 1994=100 temel yıllı indeksler olarak yayımlanmaya başlamıştır.

Enstitü Faaliyetleri kapsamında görüleceği gibi, kurumumuz tarihi perspektifte ele alınan temel konuların yanında yakın geçmişte ulusal talep ve uluslararası gelişmeleri de dikkate alarak büyük atılımlar gerçekleştirmiş ve ileriye yönelik bu atılımlara devam etme kararlılığını benimsemiştir.

.............................................................................................................................. {ekle4}